Ahmet Çağrı TV Hızla Büyüyor!

logoahmetcagri

YouTube üzerinden yayın yapmakta olan Ahmet Çağrı TV gün geçtikçe sizlerin de desteğiyle büyümeye devam ediyor. Öncelikle bana olan desteğiniz için çok teşekkür ederim.

Sanat, edebiyat ve popüler kültür üzerine önemli bir açığı hep birlikte kapatabileceğimizi düşünüyorum.

Siz de kanala ücretsiz abone olmak ve videoları izlemek için lütfen tıklayın!…

Ahmet Çağrı TV Yayında!

ahmetcagritv

Uzun süredir kafamda tasarladığım YouTube kanalı nihayet yayında.

Ahmet Çağrı TV adını verdiğim kanalda daha çok sanatla ilgili içerikler sunacak olsam da günlük vloglarımı da tutmaya niyetliyim.

Birlikte çok şey öğreneceğimize ve çok eğleneceğimize inanıyorum.

Bu yolculukta bana eşlik eder ve kanalıma abone olursanız çok sevinirim.

İlk bölümde – ki biraz da deneme bölümü olarak görüyorum- önemli olduğunu düşündüğüm bir konuya değindim.

Sosyal medyada sevdiğiniz yazarların adıyla onlara ait olmayan yazıların paylaşılmasından rahatsız oluyorsanız. İlk bölümü seveceğinizi düşünüyorum.

İLK BÖLÜMÜ YOUTUBE KANALIMDA İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN!

İstanbul Kitap Fuarı’na neden gitmeli? Neden gitmemeli?

34-istanbul-tuyap-kitap-fuari

Tüyap’ta düzenlenen İstanbul Kitap Fuarı’nı bu sene annemle birlikte ziyaret ettik. Tabii geçmişten kalma bir alışkanlıkla ucuza kitap alacağınızı düşünerek gidiyorsanız fuara biraz hayal kırıklığı yaşamanız olası çünkü %30 – %50 gibi indirimlerle kitap sattığını iddia eden stantlar dahi internetten satış yapan sitelerden bariz bir şekilde pahalı. Kısacası uzun bir süredir olduğu gibi İstanbul Kitap Fuarı bu yıl da “ucuza kitap sağlama” misyonunu yerine getiremiyor.
Yine de fuarı takip etmek gerekiyor. Bunun birinci sebebi Tüyap’ta her adımda hissedeceğiniz bariz bir kitap coşkusu var. Öğrencisiyle, öğretmeniyle, emeklisiyle, sanatçısıyla yüzlerce kişinin kitaplarla haşır neşir olduğunu görmek güzel. Ayrıca kitapevlerinin stantlarında oturan ve muhtemelen kitaplarının nasıl geri dönüşler aldığını ilk kez birebir görme fırsatını yakalayan genç yazarların heyecanını gözlemlemek de keyifli.
Fuarda gözüme çarpan ilk detay bütün kitapevlerinin kasa tarafına bu sene telif haklarının kalktığı “Küçük Prens” kitaplarını koyması oldu. Belli ki bütün yayınevleri kendi çevirilerini yaparak pastadan pay kapma telaşına girişmişler. Ben bunun boş bir çaba olduğunu düşünüyorum.
Şu sıralar çok moda olan “büyükler için boyama” kitaplarının fuarda yaratıcı bir pazarlama stratejisiyle daha çok karşımıza çıkacağını düşünüyordum ama öyle olmadı.
Gözlemlerime göre bu yıl fuara en iyi şekilde hazırlanan yayın evleri “Epsilon”, “Remzi” ve “İş Bankası Yayınları”. Yine de İş Bankası Yayınları’nın kitap alırken bir ayraç dahi hediye etmemesi bence eksiklik. Fuarda kitap almanın bir avantajı olmalı değil mi?
“Doğan Kitap” standındaki güler yüzlü personelden bahsetmemek de haksızlık olur. Genellikle onların kitaplarını tercih ettiğim “Pegasus” ise doğrusu fuarı çok ciddiye almamış gibi. Her zaman ilginç kampanyalarıyla dikkat çeken “Can”, “İletişim” ve “Varlık” yayınları ise fuara katılmış olmak için katılmışlar adeta.
Tüyap’ta kitap fuarının yanı sıra bir sanat sergileri de bulunuyor özellikle geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Fikret Otyam’ın bir tablosuyla karşılaşmak neyse bu kadar yolu boşa gitmemişiz dedirtti bana ayrıca fuarda “Aziz Nesin 100 Yaşında” etkinlikleri kapsamında yazarın otobiyografisinin yer aldığı görülmeye değer bir sergi de yer alıyor.
Sonuç olarak İstanbul Kitap Fuarı eskisi gibi okura avantajlar sağlamıyor, etkinlik sayısı ve niteliğinin de “yetersiz” olduğunu söylemek sanırım sert bir yorum olmaz. Bu yıl gözlemlediğime göre eğer radikal yenilikler yapılmaz ve “cezbedici” bir hale getirilmezse 34. Kez düzenlenen fuar için önümüzdeki yıllarda tehlike çanları çalmaya başlayabilir.

AhmetCagri.com 10 Yaşında!

kopeklerkutlama

Yazılarımın yanı sıra duygu, düşünce ve görüşlerimi de yayınladığım AhmetCagri.com 9 yılı geride bıraktı.
10. yılın ilk günlerinde büyük bir içten yüreklilikle söyleyebilirim ki bu blog bugüne kadar yaptığım girişimler arasındaki en başarısızlarından biri.
Bu durumda düzenli bir şekilde yazı girmememin payı çok büyük elbette… Birçok fikri hayata geçirmememin de…
Çeşitli aramalar sonrasında şuan okuduğunuz bloğa günde 40-50 kişi giriyor. Birçoğu farklı bir bilgiyi ararken yanlışlıkla girdiği bu sayfadan hızla ayrılıyor. Benim adımı aratarak gelenler ise sağ olsunlar yazılarımı/şiirlerimi okuyorlar.
Yeni okurlar kazanma amacıyla açtığım bloğum 9 yılda ne kadar etkili oldu şüpheliyim.
Fakat bu yıl için farklı fikirlerim var. Yeni bir yazı dizisi, yeni videolar ve yeni şiirler yolda her an gelebilir. Ayrıca bloğun bir kısmı şuan bitme aşamasında olan kitabıma ayrılacak.
Kısacası takipte kalmanızı rica ediyorum.
Nice verimli, mutlu, yaratıcı 10 yıllara…

Büyü Bozuldu

Perdeleri aç,
saklayacak hiçbir şeyin kalmadı artık.
Bak, yerlere saçıldı hayal kırıklıkların.
Basma üstüne, yüreğim kanar.

Yak ışıkları,
ne boynunun kokusu
ne belinin kıvrımı durdurabilir beni bundan sonra
ellerimi hapsettiğin karanlıkta.

Bozuldu büyü,
kırıldı aynalar,
tacın yere düştü.
Bu tutsaklık buraya kadar.

Nulla Dies Sine Linea

“Throes of Creation” by Leonid Pasternak

Bir insan yazmayı başarabiliyorsa neden başka bir şey yapsın ki?

İnsanlara anlatmak istediğim birçok hikâye var ve bu konuda alçak gönüllü olmayacağım bunu yapabilecek bilgi, yeteneğe sahibim. Fikirlerimin, düşlerimin bedenimle birlikte toprak olmasına izin vermeyeceğim ama bu öyküleri okurlara/izleyicilere aktarabilmek için önümde kısıtlı bir zaman var.

Sadece yazarken yaşadığımı hissediyorum ve hayatın her anını yaşanmaya değer buluyorum, uyku için ayırdığımız vakitleri bile hedeflerimiz doğrultusunda değerlendirebileceğimizi düşünüyorum. Bu yüzden de hayatta kendime belirlediğim bazı prensipler var. Devamını Oku…