Gözlerine baktığımda

Gözlerine baktığımda eski bir şiiri hatırladım.

Sen “ne tuhaf adam bu?” diye düşünürken ben çoktan seninle dünyanın uzak bir köşesindeki çocukların yaralarını sarmaya başlamıştım.

Belki de bu yüzden rahatsız etmemişti seni tuhaflığım.

Affet beni, yaklaşıp ellerini tutup sana o şiiri okuyamazdım.

2017 Hadi Koçum Bari Sen Bir Şeye Benze

2016 berbat bir yıldı. Beşiktaş’ın şampiyonluğunu bir kenara bırakırsak her manada berbat…

Hayır, ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu durumlar üzerine yorumlar yapıp içinizi karartmayacağım. Zira malumun ilanına gerek yok.

Beni tanıyanlar az çok biliyor, ben enseyi karartmayanlardanım.

Biz geleceğe bakalımcılardanım…

Ve benim elimde olmayan, değiştirmemin mümkün olmadığı konulara takılıp kalmayı çoktan bırakmışlardanım.

Eğer bir şeyler yolunda gitmiyorsa dış etkenlerden hayıflanmak yerine önce insan aynaya bakmalı.

Dünyayı değil kendini geliştirmeyi / değiştirmeyi hedeflemeli. Gerisi ardından gelir ya da en azından boşa kürek sallamamış olur.

Ben de öyle yapıyorum ve 2016’nın üstüne kocaman bir çarpı çizmeden önce belki de hayatımda ilk kez bir zaman sınırı koyarak 2017 için hedefler belirliyorum.

  • Kitap okumadan uyuma.
  • Yıl bitmeden kitabını yayınla.
  • Kendi belirlediğin spor programına uy.
  • Daha çok yemek yap.
  • Daha çok müzik dinle.
  • Daha çok dans et.
  • Daha çok gez.
  • YouTube kanalına yeniden içerikler üret.
  • Sana vakit kaybettiren bilgisayar oyunlarını hayatından çıkar.
  • Ailenle daha çok vakit geçir.
  • Dostlarına daha çok zaman ayır.

Çok zor görünmüyor. Bakalım yıl sonunda bu hedeflerin kaçını gerçekleştirmeyi başaracağım, kendime verdiğim sözleri ne kadar tutabileceğim.

Sizin 2017 yılı için hedefleriniz neler?

Herkese mutlu yıllar dilerim.

AhmetCagri.Com 11 Yaşında!

1997 yılında ücretsiz hizmet veren servis sağlayıcılarla temellerini attığım, 2006’da bugünkü alan adı olan AhmetCagri.com’ da yayın hayatına başlayan kişisel sitem 11. Yaşına ulaştı.

Hangi iş, hangi uğraş olursa olsun 11 yıl kesintisiz sürdürmek kolay değil. Geçtiğimiz yıllardaki yıldönümü yazılarında sanırım biraz da haksızlık etmişim kendime ve sitenin hep beklediğim seviyeye ulaşmamasından dem vurmuşum.

Bir bakıma doğru 11 yılda alınan yol bir arpa boyunu geçmez yine de istikrarımın ve özellikle ısrarımın takdire şayan olduğunu düşünüyorum. O yüzden bu yıl öncekilerden farklı olarak ben kendi kendimi kutluyorum ve önüme bir hedef koymadan devam ediyorum!

Nice 11 yıllara AhmetCagri.com!

Ahmet Çağrı TV Hızla Büyüyor!

YouTube üzerinden yayın yapmakta olan Ahmet Çağrı TV gün geçtikçe sizlerin de desteğiyle büyümeye devam ediyor. Öncelikle bana olan desteğiniz için çok teşekkür ederim.

Sanat, edebiyat ve popüler kültür üzerine önemli bir açığı hep birlikte kapatabileceğimizi düşünüyorum.

Siz de kanala ücretsiz abone olmak ve videoları izlemek için lütfen tıklayın!…

Ahmet Çağrı TV Yayında!

Uzun süredir kafamda tasarladığım YouTube kanalı nihayet yayında.

Ahmet Çağrı TV adını verdiğim kanalda daha çok sanatla ilgili içerikler sunacak olsam da günlük vloglarımı da tutmaya niyetliyim.

Birlikte çok şey öğreneceğimize ve çok eğleneceğimize inanıyorum.

Bu yolculukta bana eşlik eder ve kanalıma abone olursanız çok sevinirim.

İlk bölümde – ki biraz da deneme bölümü olarak görüyorum- önemli olduğunu düşündüğüm bir konuya değindim.

Sosyal medyada sevdiğiniz yazarların adıyla onlara ait olmayan yazıların paylaşılmasından rahatsız oluyorsanız. İlk bölümü seveceğinizi düşünüyorum.

İLK BÖLÜMÜ YOUTUBE KANALIMDA İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN!

İstanbul Kitap Fuarı’na neden gitmeli? Neden gitmemeli?

Tüyap’ta düzenlenen İstanbul Kitap Fuarı’nı bu sene annemle birlikte ziyaret ettik. Tabii geçmişten kalma bir alışkanlıkla ucuza kitap alacağınızı düşünerek gidiyorsanız fuara biraz hayal kırıklığı yaşamanız olası çünkü %30 – %50 gibi indirimlerle kitap sattığını iddia eden stantlar dahi internetten satış yapan sitelerden bariz bir şekilde pahalı. Kısacası uzun bir süredir olduğu gibi İstanbul Kitap Fuarı bu yıl da “ucuza kitap sağlama” misyonunu yerine getiremiyor.
Yine de fuarı takip etmek gerekiyor. Bunun birinci sebebi Tüyap’ta her adımda hissedeceğiniz bariz bir kitap coşkusu var. Öğrencisiyle, öğretmeniyle, emeklisiyle, sanatçısıyla yüzlerce kişinin kitaplarla haşır neşir olduğunu görmek güzel. Ayrıca kitapevlerinin stantlarında oturan ve muhtemelen kitaplarının nasıl geri dönüşler aldığını ilk kez birebir görme fırsatını yakalayan genç yazarların heyecanını gözlemlemek de keyifli.
Fuarda gözüme çarpan ilk detay bütün kitapevlerinin kasa tarafına bu sene telif haklarının kalktığı “Küçük Prens” kitaplarını koyması oldu. Belli ki bütün yayınevleri kendi çevirilerini yaparak pastadan pay kapma telaşına girişmişler. Ben bunun boş bir çaba olduğunu düşünüyorum.
Şu sıralar çok moda olan “büyükler için boyama” kitaplarının fuarda yaratıcı bir pazarlama stratejisiyle daha çok karşımıza çıkacağını düşünüyordum ama öyle olmadı.
Gözlemlerime göre bu yıl fuara en iyi şekilde hazırlanan yayın evleri “Epsilon”, “Remzi” ve “İş Bankası Yayınları”. Yine de İş Bankası Yayınları’nın kitap alırken bir ayraç dahi hediye etmemesi bence eksiklik. Fuarda kitap almanın bir avantajı olmalı değil mi?
“Doğan Kitap” standındaki güler yüzlü personelden bahsetmemek de haksızlık olur. Genellikle onların kitaplarını tercih ettiğim “Pegasus” ise doğrusu fuarı çok ciddiye almamış gibi. Her zaman ilginç kampanyalarıyla dikkat çeken “Can”, “İletişim” ve “Varlık” yayınları ise fuara katılmış olmak için katılmışlar adeta.
Tüyap’ta kitap fuarının yanı sıra bir sanat sergileri de bulunuyor özellikle geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Fikret Otyam’ın bir tablosuyla karşılaşmak neyse bu kadar yolu boşa gitmemişiz dedirtti bana ayrıca fuarda “Aziz Nesin 100 Yaşında” etkinlikleri kapsamında yazarın otobiyografisinin yer aldığı görülmeye değer bir sergi de yer alıyor.
Sonuç olarak İstanbul Kitap Fuarı eskisi gibi okura avantajlar sağlamıyor, etkinlik sayısı ve niteliğinin de “yetersiz” olduğunu söylemek sanırım sert bir yorum olmaz. Bu yıl gözlemlediğime göre eğer radikal yenilikler yapılmaz ve “cezbedici” bir hale getirilmezse 34. Kez düzenlenen fuar için önümüzdeki yıllarda tehlike çanları çalmaya başlayabilir.