7. Sanat

Bir Devi; Metin Erksan’ı Uğurlarken….

Hayatımda tanıdığım en farklı adamlardan biri hiç kuşkusuz Metin Erksan’dı…

metin-erksan

Hayatı da oldukça ilginçmiş Metin Erksan’ın. Mesala şuan yerlere göklere sığdırılamayan “Sevmek Zamanı” filminin –ki bence de en iyi filmlerinden biridir- döneminde sinemalarda dahi yer almakta zorlandığını biliyor muydunuz?

Ya da Sezen Aksu’nun “Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk” diyerek Türkiye’nin diline pelesenk olan şarkısının Metin Erksan’ın bir röportajından esinlenerek yazıldığını?

Veya “Ekmek Teknesi” deyiminin dilimize Metin Erksan’ın Şoför Nebahat filmiyle yerleştiğini?

Fakat gelin biraz daha geriye dönelim ve Türk sinemasının büyük yaratıcı yönetmenlerinden biri olan Metin Erksan’ın pek de yazılı kaynaklarda bulamayacağınız anılarına yer verelim. Metin Erksan’ın yola çıkış hikâyesinde yanındaki isim Türk Edebiyatının unutulmaz isimlerinden Attila İlhan. İki dost birlikte sinema ve edebiyat alanında bir ülkenin kaderini değiştirecek çalışmalara imza atmadan önce fikir birliğine vararak Metin Erksan sinemaya Atilla İlhan’sa edebiyat alanına yöneliyorlar ve hemen hemen aynı yıllarda aynı mecralarda sinema ve edebiyat eleştirileri yazmaya başlıyorlar.
Sinemaya eleştirmen ve senarist olarak giriş yapan Erksan 1952 yılında Aşık Veysel’in hayatını beyazperdeye aktararak şiir tadında bir filmle ilk yönetmenlik deneyimini yaşıyor. Çıkış noktası edebiyat olunca roman uyarlamaları ardı ardına gelmeye başlıyor elbette. Fakir Baykurt’un romanından uyarlanan Yılanların Öcü, Türk sinemasında mihenk taşlarından biri haline gelirken Necati Cumalı’dan uyarlanan Susuz Yaz, Türk sinemasına yurt dışından ilk ve hala en büyük ödülü olan Berlin Altın Ayı ödülünü getirdi.

70’li yıllarda Türk sinemasının değişimiyle birlikte popüler filmler yapmak durumunda kalan Metin Erksan, ticari kaygılara rağmen yine sinema dilini korumayı başardı ve hala televizyonlarda yayınlandığında büyük ilgi gören Keloğlan’la Can Kız, Makber, Feride, Sensiz Yaşayamam gibi filmlerle Türk izleyicisinin karşısına çıktı.

Türk sinemasının en başarılı korku filmi denemelerinden olan Şeytan da yine bu dönemde Metin Erksan’ın rejisörlüğünde çekildi.

Kuyu, Gecelerin Ötesi, Acı Hayat gibi saymakta dahi zorlanacağımız unutulmaz filmlerin yönetmeni Metin Erksan, aynı zamanda da bir dil üstadıydı. Etimolojiye de oldukça meraklıydı ve Türkiye’de bu konunun yeterince ilgi görmediğinden yakınırdı. Konuştuğumuz dili anlamadan, neyi anlatabiliriz? Derdi.

Hayata karşı inanılmaz farklı ve dikkat çekici görüşleri olan Metin Erksan’ın “Kurtuluş Savaşı”, “Hacivat’la Karagöz”, “Truva” gibi hala hayalinde çekmeyi planladığı filmler olsa da onun bıraktığı yerden devam edebilecek herhangi bir yönetmenimiz hala yetişmedi. Usta hocama Allah’tan rahmet dilerken bu yazı ve anılar kaldığı yerden devam edecek…

Bir Cevap Yazın