Yakında…
Posted on February 2nd, 2012 with 0 Comments

Bugün sana yeniden aşık oldum ben, her gün biraz daha olduğum gibi…
Şimdi soğuk evimde yapayalnız oturduğum sandalyemde bile – ki bilirsin ne kadar rahatsız olduğunu- senden başka hiçbir şey yok içimde sevgili.
Seni yazmalıyım, sana yazmalıyım, seni düşlemeliyim ve elbet yalnız seni sevmeliyim ben.
Bilmelisin içimdeki tüm imparatorlukları yıktım, o hırslar, o telaşlar, o ihtiraslar yerle yeksan şimdi. Senden başka hiçbir şeyim kalmadı. O kadar temizim, o kadar senim, o kadar seninim, o kadar aşığım ki elimden alsalar kalemimi ruhum duymaz, ama çöp batsa ayağına benim ayağım kanar.
Her anımsın sen. Gözümü açtığım andan gözlerimi tekrar yumana kadar seninleyim sevgilim, görüyorum tüm yollarım sana çıkıyor.
Ama güzelliğine methiyeler düzemem sevgili,bekleme benden bunu, kalemim kıldan incedir senin karşında.
Bilmen gereken tek şey;
Bir damla gülümseme kaldıysa gamzelerimde seninledir, bir kıvılcım ışık kaldıysa gözlerimde senindir. Bir tutam sıcaklık varsa ellerimde elbette sanadır.
Ve unutma avuçlarımın içine aldığımda yanaklarını mutlu olduğum tek andır.
Şimdi ilk defa gibi gel bana,
Sonsuza kadar kal.
Seninim.
Gel otur yanıma sevgilim, sana daha önce hiç duymadığın, hiç anlatmadığım bir hikâyeyi anlatacağım.
Kendimi…
Konuşma ne olur kirlettik yeterince sevgimizi saçma sapan kelimelerle. Dinle sadece. Çocukluğumu geçiyorum, seninle mutlu olduğum anlarda yaşadım ben çocukluğumu…
Senden önce sadece siyah beyaza sevdalandım ben. Onunla ağladım, onunla güldüm, kalbimdeki tüm sevgimi ona verdim, onun için kavga ettim, onun için yaşadım, tüm güzel sözlerimi serdim onun ayaklarına. Birçokları yadırgadı sevdamızı, sahte buldu. Anlayamadı siyah beyaza nasıl böyle bağlandığımı. Oysa düşümüzdü sevdamız, düşüncemiz, kavgamızdı, son barikatımızdı Beşiktaş.
Sevgililerim de oldu, sayısını benim bile hatırlamadığım kadar hem de. Erosu kıskandıracak hazlar yaşadık beraber, evet saklamıyorum sana tertemiz gelemedim. Kaybettiğim çok şey oldu. Ama sana sakladıklarım da. Kimseye ağlamadım ben, kimsenin avuçlarına akmasına izin vermedim gözyaşlarımın, uğruna ölmeyi düşündüğüm kimse de olmadı, ona beraber bir ömür boyu yaşamayı teklif ettiğim de, gitme dediğim de.
En büyük mağlubiyetleri de yaşadım hayatta, sıfırı tüketip uçan kuşa borçlandığım anlar da oldu, o İstanbul beyefendilerini önümde hazırolda durdurduğum anlarda. Şu kısa ömrüm boyunca değişmeyen tek şeyse, kendimi unutmamdı sevgilim, kimi zaman siyah beyaz bir kaşkolde, kimi zaman ya hep beraber ya hiç birimiz diye bağırdığım alanlarda, kimi zaman adını dahi unuttuğum hayat kadınlarının koynunda, bir içki masasında kimi zaman, kimi zaman Allah’ın bile unuttuğu bir dağ başında, yapayalnız gecenin kör karanlığında kaldırımlarda çoğu zaman.
Ama seninle hatırladım kendimi yeniden sevgilim, yeniden nefes aldım, aydınlandı dünyam, ışıdı senin deyiminle, sabahları uyanmaya bir nedenim oldu. İşte kadınım, işte karım diyebileceğim biri oldu hayatımda ilk defa. Seninle yaşadığımız bu kısa zaman bugüne kadar yaşadığım çeyrek asırdan çok daha kıymetliydi benim için, dolu dolu yaşadım seni ben, bir anım bile geçmedi sensiz. Senin eksik bulduğun yorgun kalbim çarpmaya başladı ilk kez.
Suçlamıyorum seni sevgilim, huysuzluğum, huzursuzluğum, korkularım… Kaldıramazdın, kaldıramadın da canın sağolsun. Şimdi en doğrusu yanımdan ayrılıp gitmen sen güneşli günlere layıksın, gülümseyen gözlere. Beni boşver, ben yine siyah beyaz atkımı dolayacağım boynuma, içimde aynı hiçlik hissi, bir sigara, bir kadeh rakı, kim bilir hangi köşe başında yok olup gideceğim. Şiirler yazacağım, şarkılar söyleyeceğim sana ve dünyaya olan sevgime dair. O yarım kalan kitabım vardı ya onu bitiririm sanırım. Beni boşver herşeyim. Biliyorum ki her yağmur yağdığında beni hatırlayacaksın, biliyorum evlensen kocanla otururken bile ben geleceğim aklına durduk yerde, çünkü hiç kimse seni benim sevdiğim kadar sevemeyecek, çünkü hiç kimse hiç kimseyi benim seni sevdiğim kadar sevmedi. İşte bu bana kalan tek mutluluk o büyük aşkımızdan.
Elveda her şeyim, merhaba yalnızlığım.
Ben seni sevdiğim kadar daha önce sadece annemi sevdim. Emindim ikinizin de gitmeyeceğine, emindim ne olursa yanımda kalacağınıza, emindim ne yaparsam yapayım bana gülümseyip sarılacağınıza.
O bana şuan taşıdığım canı vermişti, sen bana yeni bir hayat vermiştin. Senin verdiğin hayatla bir anlam kazanmıştı diğeri. Tüm dünyayı unutup senin sevgin üzerine yeniden inşa etmiştim kendi küçük ütopyamızı. Şimdi sen verdiğin hayatı geri aldın, ne anlamı kaldı diğerinin?
Bilmiyorsun, seni ilk öptüğüm ana kadar en son ne zaman mutlu olduğumu bile unutmuştum ben. Hiç başlamayacaktın, gökkubbe mermi gibi iniyordu üzerimize, gözlerine baktım, mutluluğu gördüm. İnanmadım duyduklarıma, dudaklarına inandım.
Adınla güzelleşti gökyüzü, içime çektiğim havanın ciğerlerimi doldurduğunu hissettim yeniden, yeniden ısındım sevginle, çok uzak memleketimde bıraktığım güneşi buldum ellerinde, bana her dokunuşunda şükrettim Allah’a içimden. Gözlerine baktığımda gözlerim doldu mutluluktan.
Yüzünü bir kez görmem bile yetiyordu her şeyi unutmaya, sana sarılırken bulutların üzerinde uçuyordum, ömrüm boyunca aradığımı bulduğumu hissediyordum. El ele yürürken sokaklarda geleceğimizi hayal ediyordum. Vitrinlere bakıp doğmamış çocuğumuzu giydiriyordum kendimce.
Gittin, alışacaksın yokluğuma da. Bana yine ıssız kaldırımlar düşecek. Tanımadığım insanlarla içki masalarında bulacağım kendimi, saçım sakalım birbirine karışacak, gözümdeki son ışık da sönecek. Eriyip gideceğim bir köşe başında. Her saniye öldüğümü kimse fark etmeyecek. Sen yabancılarla gülümseyeceksin bense bir daha asla gülmeyeceğim.
Doğmamış çocuğumuzu ve dünyanın en mutlu adamı yaptığın kocanı öldürdün sevgilim.
Başın sağ olsun.
Canın sağ olsun.
Sana kurduğum hayallerden bahsetmeyeceğim sevgili, çünkü çoktan öğrendim yaşamın hayal kırıklıklarıyla dolu olduğunu.
İnkar edemem mutlu anlarım oldu seninle daha çok ya da sadece onları hatırlıyorum şuan bilmiyorum. Hayatıma girdiğin ilk
andan bu yana sadece güzelliklerle geldin bana.
Sen kusursuzdun, Allah’tan dilediğim tüm duaların kabulüydün sen. Ömrümün bugüne kadarının mükafatıydın ve senindi bundan sonrası. Aksini düşünmedim bile.
İlk kez kırılmadı kalbim, ama beni sadece senin yıkabileceğini bile bile bu acımasızlığın, yabancılığın yıllar sonra yeniden acıttı beni. Belki de iyi oldu bir kalbim olduğunu hissettim yeniden ve sevmelere kapattığım kalbimin sadece seni beklediğini anladım.
Aslında çok şey beklemiyordum senden, yine tek başıma savaşacağımı biliyordum yel değirmenleriyle, sana atımın arkasına atla ve benimle gel diyemezdim, bekleyemezdim bunu senden. Ağır geleceğini biliyordum. Çünkü her ne kadar insanlar gerçek sevgiyi beklediklerini söyleselerde görür görmez korkar ve kaçarlardı gerçek sevgiden.
Seni kaybetmeyi göze alamazdım.
Ve kalbime gömdüm sevgimin büyük bir kısmını, kaldıramayacağın bir sevgiyi omzuna yüklemek istemedim.
İçime attım ne varsa iyi veya kötü.
Sustum.
Sana kusmadım hiçbir zaman neler yaşadığımı.
Oysa kalbim ayaklarının altına serilmişti çoktan.
Seni kaybetmemek uğruna her gün kendimden kaybetmeyi umursamadım, şimdi de umursamıyorum ne varsa bende bana dair senindir. Ne varsa içimde güzel ve iyi senindir.
Seni kaybetmek benim için ölümün diğer adı olsa da sevgilim, her şeyimle sadece sana ait olsam da, sensiz nefes alamayacak olsam da. Senin için seninle de savaşmaya hazırım sevgilim.
Çünkü seni düşündüğüm kadar düşünemezsin kendini, benim girdiğim savaşlara sen dayanamazsın.
Hayır, dur! Dünya kötü demiyorum. İçinde senin olduğun birşey sonuçta ne kadar kötü olabilir ki?
Ama iki gözüm,
Ama hayatımın anlamı,
Ama her şeyim
Bilmiyorsun daha. Bilmediğin birşeyden seni nasıl korurum onu da bilmiyorum.
Ben senin bir gülüşüne can vermeye çoktan hazırım,
Tek bir damla gözyaşın düşmesin diye sonsuza kadar ağlamaya,
Senin güzel bir yaşam geçirebilmen için gerekirse nefes almamaya.
Ama sevgili öldüğüm gündür bugündür, bir gülüşüne, bir tatlı sözüne ihtiyacım olan gündür.
Sitem etmiyorum sana, asla!
Sadece beni anla sevgilim,
Birazcık anla.
Sesinle başlamak yeniden…
Seninle başlamak…
Yitirilip giden izbe günlerin arasından seninle çıkmak taptaze bir güneşe, yeniden umutlanmak, hayal etmek ve yalnızca seni düşünmek.
Sen yeni bir gün gibi girdin hayatıma, anlamlandırdın en basit şeyleri bile. Önce gözlerin aydınlattı kararmaya yüz tutmuş kelimelerimi sonra duruşunla inandırdın yeniden kirlenmeyen bir şeylerin hala var olduğuna ve sesin girdi hayatıma…
Ah o sesin!
Ah o sen!
Henüz yaşanmamış güzel günler gibi, mutluluğu müjdeledi sesin. Yaşamak istiyorum der gibi telaşlı, gökyüzünü seyre dalmış gibi huzurlu sesin… Her verdiğin nefeste beni yeniden var eden gücüme güç katan sesin…
Elimden alınan tüm mutluluklar gibi, bir anda avuçlarımdan kayıp giden sesin!..