Archive for June, 2008

Sevgilerde.Com

Posted on June 29th, 2008 with 0 Comments

Yakında yepyeni bir internet sitesi geliyor. Sevgilerde , sevgileri yarınlara bırakmayın sloganıyla açacağım bu sitede henüz internette çok fazla yer almamış şairlere, şiirlere, şiir videolarına ve Türkçe’ye benim çevirdiğim şiirlere yer vermeyi düşünüyorum. Bunun dışında sanat  tartışılabilecek bir forumu, yeni dostluklar kurulabilecek sohbet alanları, şiir yarışmaları, kitap tanıtımlarında olacağı site için çalışmalara başladım bile.

Şuan yapım aşamasında olan siteye buradan bakabilir, öneri ve eleştirilerinizi de buraya yorum olarak yazabilirsiniz.

Sevgilerde.com

Of ulan…

Posted on June 29th, 2008 with 0 Comments

Kafam o kadar karışık ve ben o kadar mutsuzum ki…
Hayatım bomboş, tutkuyla yaptığım hiçbir şey kalmadı. Hiçbir şeyi yapmaktan zevk almıyorum. Kitap okuyamıyorum, yemek yiyemiyorum,film izliyemiyorum, sevişemiyorum. Ruhumun birşeylere ihtiyacı var, içimde büyük bir boşluk hissediyorum. Fakat o boşluğu doldurabilecek bir şey bulamıyorum. Bütün ihtiraslarımın yavaş yavaş kaybolduğunu görüyorum. Geçmişimde hayalini kurduğum, uğruna ölmeye hazır olduğum şeylerin bugün benim için bir anlam ifade etmediğini farkediyorum. Kimseyi sevemediğimi, kimseyi özleyemediğimi,kimseye katlanamadığımı ve hiçbir şeye gülümseyemediğimi görüyorum.
Kısacası günlük yaşamda güzel olan ne varsa benden çok uzakta…
Sahi ben niye yaşıyorum ki günlük?

Futboldan Hayata Dönüş

Posted on June 26th, 2008 with 0 Comments

Haftalardır gözümü futbol bürümüştü, iyi de olmuştu biraz uzaklaşmıştım hayattan, dertleri kederleri birazcık da olsa unutmuş ve nefes almaya başlamıştım. Dün akşam yediğimiz gol ve yıkılan umutlarımızdan sonra yeni yeni geliyorum kendime ve artık gerçek yaşama dönüş zamanında olduğunu malesef hissetmeye başlıyorum.
Ayaklarım geri geri gidiyorum hayata dönerken, ne güzeldi umut etmek, hayal etmek…

Sigara İçmeyen Cennete mi Gider?

Posted on June 19th, 2008 with 5 Comments

sigara içmeSigara içmeyen cennete mi gider?
Bugünlerde “bazılarının” tek bir derdi var sigara içenlere vaaz vermek. Yok dertleri kimsenin sigarayı bırakması filan değil sadece sigara içen birilerini bulup akılları sıra kendilerinin daha üstün olduklarını ispatlayacaklar. Çünkü onların sigara içmemekten başka övünebilecekleri bir özellikleri yok…
Birkaç ay öncesine kadar kimse kimseye karışmazken bu adamlar/teyzeler nereden çıktı kestiremiyorum. Her sokak başında bir teyze veya amca…
-Gençliğine yazık…
-Aslan gibi delikanlısın oldu mu şimdi?
-Yazık değil mi oğlum ciğerlerine…
Ya yazık teyzem, yazık amcam kabul ama, bırakın yakmışız işte ağzımızın tadını kaçırmayın. Ciğer benim, gençlik benim sanane.Böyle diyince de burun kıvırıp insanın vicdanını sızlatıyorlar. Mecburen atıyorsun elinden sigaranı içinden ulan anam babam karışmaz bunlara ne oluyor diye diye… Kapalı alanlar da yasak, açık alanlarda da bu teyzeler,amcalar yüzünden içemiyoruz. Bırakmak istiyoruz bırakamıyoruz. Vücudumuzu zaten allak bullak eden bu sigara bu teyzeler yüzünden piskolojimizi de bozacak.

Ya teyzeler Allah rızası için bakın yukarıda resmim var, beni görürseniz bana bulaşmayın. Koskoca İstanbul’da başka sigara içen genç mi yok, gidin onları kurtarın. Kalbinizi de kırmak istemiyorum. He mi teyzem?

Eskimeyen Eskiler…

Posted on June 19th, 2008 with 0 Comments

Sabahın köründe eskicinin sesiyle uyandım( sabahın körü dediğim öğle 11) .

Eskiciiiii… Eskiciii…

Bayadır duymuyordum bu sesi, eskici kaldı mı yahu? diyerek balkona çıktım. Yaşlı bir amca üstünde birkaç monitör, ve tuşları kırılmış klavye bulunan el arabasını ağır ağır iterek benim bu yaşta çıkaramayacağım kadar gür bir sesle eskici… diye bağırıyordu.

Çocukluğumdan beri bana ait bir şeyi ne satabilirim ne atabilirim. İnsanların bunu nasıl yapabildiğine de şaşar dururum zaten. Elimin değdiği herşeyde bir anım olduğunu düşünür ona saygı ve sevgi duyarım. Ailemle beraber yaşarken anneciğimle çok kavga ederdik bu yüzden :) Mesala konser,sinema biletleri, eski gazete parçaları, mektuplar… Yıllar sonra o günü hatırlayacağım tutar o güne ait ne varsa yanımda olsun isterim. Hatta davranışlarım bile o günden hatıradır bana. Hayatımda yer tutan beynimin ve kalbimin bir köşesinde sonsuza dek yaşatacağım o günleri arada bir gerçek hayatta da tekrar yaşamak isterim. O güne dair ne kadar az eksik kalmışsa iyi. Dünya onu durduramayağım ve geri çeviremeyeceğim kadar hızlı değişiyor ve bu yeniden yaşamayı istediğim günleri genelde tek özleyenin ben olduğumu hissettiğimde işte o müthiş yalnızlığım başlıyor. Oysa beni hayatımdaki bir saniyeyi bile unutmaya niyetim yok.

Unutmak nedir? Unutmak hayata ihanet değil midir? İnsan nasıl unutabilir? Geçmişinden bir iz yoksa bu günlere nasıl gelmiştir? Halının altına tıkıştırdığımız anılar, o anıları görmememizi sağlasa da onların yok olmasını sağlamaz ki… İnsan unutamaz ki, üstüne bir şeyler koyar ve görmemesini sağlar sadece. O üstüne koydukların biraz yer değiştirince yine eski anılar su yüzüne çıkar.


Seni Çok Özledim

Posted on June 18th, 2008 with 2 Comments

özlemekSeni çok özledim… dedi.

Ben de diyecektim, demedim.

Oysa ben de beni çok özlemiştim.

Benim ben olmaktan çıktığımı hissettiğimden bu yana özlüyordum kendimi. Belki de hasretlerin en büyüğü en acılısı buydu.  Çünkü bu hasreti bitirebilecek tek kişi bendim ve bu gücü kendimde hissetmiyordum.  Ne bu çirkin vücut, ne bu çökmüş gözler, ne bu umutsuzluk bana ait olamazdı. Ben bu değildim. Ve her nefes alışımda(alamayışımda) bir kez daha hatırlıyordum bunu.

Ey sevgililer(sevgisizler) siz beni özlemeyi ne bilirsiniz? En çok ben özledim kendimi… Ne diyordu şair; “Bu yalnızlık benim ilişmeyin….”

Videos, Slideshows and Podcasts by Cincopa Wordpress Plugin