Archive for November, 2008

Yarım

Posted on November 30th, 2008 with 0 Comments

Yarım bıraktığım hiçbir şiiri tamamlayamadım ben. Sonra yaparım diyerek ertelediğim hiçbir filmi çekemedim. Bu yüzden hiç yarıda bırakmadım öpüşmelerimi, gözlerini açana kadar öpmeye devam ettim seni, ellerimi bırakana kadar ellerini bırakmadım. Sen yorgun düşünceye kadar sımsıkı sarıldım sana.

Biliyordum, yarım kalırsa asla tamamlanamayacaktı hiçbir şey. Kalbim Jean D’arc’ın bir repliğine takılı kalmıştı bir kez, “Şimdi değilse ne zaman? Ben değilsem kim?”
Continue Reading →

Yaşanmayanları Özlemek

Posted on November 28th, 2008 with 0 Comments

Bugün hiç yaşayamadıklarımızı özledin gözümde. Gözlerini usulca devirip boynunu bükmenden anladım. Pişmanlığını… Yalnızlığını…

Senin için kurduğum hayallerin özlemini duyuyordun, beni ve kendini mahrum ettiğin o kutsal anların acısını yaşıyordun kalbinde. Beni sonsuza kadar kaybettiğini biliyor, bir umut arıyordun. Öpemediğim dudaklarıma, başını yaslayamadığın omzuma bakıp bir zamanlar sana nasıl da muhtaç olduklarını hatırladın. Belki de muhtaçlardı hala yüzünde hınzır bir gülümseme belirdi bunu düşününce. Bir an gözlerini kapadın ve başını omzuma yasladığını benimse geceler boyu saçlarını okşayarak sana masallar anlattığımı düşledin, sonu mutlu biten masallar, başrolünde senin ve benim bulunduğum aşk masalları…
Continue Reading →

Geçmişle Yüzleşmek -1-

Posted on November 23rd, 2008 with 0 Comments

Bugün birkez daha geçmişimle yüzleşirken geçmişimin henüz benim için geçmediğini farkettim. Özlediğim, unutmadığım,kızdığım, sevdiğim ve içimde biriktirdiğim şeyleri yaşamaya devam ediyormuşum meğer.

Ona hissettiklerim sevgi mi, özlem mi, kin mi, nefret mi? Kararsızdım. Ama onun gülümsemesini öyle özlemiştim ki.. Yıllar önce ona en ihtiyaç duyduğum anda bir bıçak gibi çekip gidendi o, aynı zamanda yıllar boyunca tüm acılarımı, tüm mutluluklarımı paylaştığım tek dostum. O gitti gideli hiçbir şey yolunda gitmemişti ve ben bu bütün olumsuzlukları onun gidişine bağlıyordum. Çünkü geldiğinde doldurduğundan çok daha büyük bir boşluk bırakarak gitmişti. İçimde sürekli benliğimi içine çeken bir kara delik gibi büyümüştü yokluğu… Bıraktığı acılar, iftiralar öyle canımı acıtmıştı ki içimde ona büyüttüğüm sevgi, nefrete dönüşmüştü. Fakat bıraktığı boşluk öyle kutsaldı ki hiçkimse oraya yakışmıyordu.
Continue Reading →

Rüyaların Efendisi

Posted on November 16th, 2008 with 0 Comments

Elimde çekim senaryom uykusuzluktan ve yorgunluktan ölmek üzereyken sabaha karşı 4 gibi çalışmalarımı masaya koyup uyuyabildim. Fakat sürekli filmi ve pazartesi gününü düşündüğümden dolayı tam anlamıyla bir uyku haline geçemiyordum. Gözlerimi kapamamla uykuya geçmem arasında uzun ve sancılı bir süre geçirdim. En sonunda yorgunluğum ağır basınca uyuyabildim.

Fakat yaşadığım ilginç tecrübe uyuduktan sonra başladı. Birçok kez duyduğum rüya halinde bunun bir rüya olduğunu hatırlayıp istediklerini yaşayabilme deneyimini birçok kere denemiş fakat başarılı olamamıştım. Bu gece ilk kez rüyamdayken bunun bir rüya olduğunu kendime söyledim ve oldukça eğlenceli dakikalar ondan sonra başladı.
Continue Reading →

“DNA” ‘nın Oyuncuları Belli Oldu

Posted on November 13th, 2008 with 6 Comments

17 Kasım’da yani bu Pazartesi çekimine başlayacağım filmin oyuncu kadrosu belli oldu.

Anne karakterinde deneyimli oyuncu Tuna Arman rol alacak. Kendisiyle çalışacak olmak gerçekten heyecan verici, baba karakteri içinse yine deneyimli oyuncularımızdan Fatih Doğan ricamızı kırmadı sağolsun. Filmin belki de en önemli karakteri Fatih Doğan gibi oyunculuğu tartışılamaz bir oyuncuyla büyük güç kazanacak. Filmdeki başrol olan Tarık karakterini ise son dönem reklamlarında boy gösteren yetenekli genç oyuncu Meriç Ökten canlandıracak.

Filmimde rol almayı kabul ettikleri için kendilerine bir kez daha buradan teşekkür ediyorum.

Saygıyla…

Posted on November 10th, 2008 with 0 Comments

Çocukken 10 Kasımlarda hüngür hüngür ağlardım. Atamızın asker, siyasetçi, kahraman yanları bir yana onun insan tarafı ve bilgeliğiydi onu böylesine sevmemin nedeni. Atamızla ilgili aklımda en çok yer eden anektod Yalaova köşkünün hikayesidir. 1936 yılında Yalova Köşkü ilk yapıldığında yanındaki çınar ağacı hesap edilememişti, inşaat bittikten sonra yandaki Çınar ağacının çatıya çarpan dallarının rüzgarlı havalarda tehlike oluşturabileceği düşünülerek dalların kesilmesine karar verildi. Ustalar durumu Atatürk’e bildirdiğinde Atamızın sözleri açık ve netti”“Ağacın dalı kesilmeyecek, bina kaydırılarak ağaçtan uzaklaştırılacak” . Hiç kimsenin aklına gelemeyen bu çözüm yolu ancak Atamız gibi duyarlı ve cesur birinin alabileceği karardı. Ve bina Atamızın isteği üzerine raylara oturtturularak 5 metre doğuya alındı. Atamızı dehasından, bilgisinden öte onu tüm dünya liderlerinden ayrı kılan bu duyarlılığıydı.

Seni hep özlüyoruz Atam.

Videos, Slideshows and Podcasts by Cincopa Wordpress Plugin