Unut Beni Ruhum
Posted on April 27th, 2009 with 1 Comment
Unut beni ruhum, unutmalısın.
Beni unuttuğunda hayat yeni kapılar açacak sana, yeni insanlar tanıyacak, yeni umutlara sahip olacaksın. Güzel günler yaşayacaksın, gökkuşağını göreceksin, yeni sevdalarla tanışacak, adını bile duymadığımız topraklara ayak basacaksın.
Bırak bu bedeni, terk et, süzül semalarda sessizce, kimseye görünme, nereye gitmek istiyorsan oraya git usulca.
İstersen rüzgar ol, dolan kızıl saçlı sevgilinin zülüflerinde, istersen şarkı ol o ıslak dudaklara dokun ya da ışık ol en iyisi kızıl saçlı sevgilinin odasına süzül bir gece vakti…
Kaç buralardan ruhum, buralar sana göre değil. Ne bu yorgun beden, ne bu kalabalık şehir, ne de bu sahte dostlar yakışıyor sana. Sen bu tutsaklıkla daha çok yaşayamazsın, iyisi mi kurtar kendini bu bedenden.
Unut beni ruhum, dön akdenizin masmavi sularına, açıl açılabildiğin kadar yoksa bu pis şehirde insanların sığlıklarında boğulacaksın.
Affet beni ruhum, layık olamadım sana. Günbegün azaldım, yok oldum, savaşamadım haksızlıklarla, bırak bu bedeni, bu ismi, bu zavallı adamı, kaç kurtar kendini, unut beni ruhum.
Unutmalısın.
Sevgili Julio Medem bir yerlerden sesimi duy ve cevap ver lüften her izlediğim filminde beni bu kadar sarsmak ve her şeyi yeniden sorgutlatmak zorunda mısın?

Before Sunrise (1995 ) – Gündoğumundan önce- , hikayemizin başlangıç noktası Viyana treninde Amerikalı bir genç olan Jesse (Ethan Hawke) ve güzel Fransız Celine (Julie Delpy) ‘in birbirlerini ilk gördükleri anda birbirlerinden etkilenmeleri ve bir şekilde tanışmaları. İkisi de genç yaşlarına rağmen aradıklarını bulamadıklarını düşünüyorlar ve sohbetleri ilerledikçe birbirlerine yakınlaşmaya başlıyorlar.