Archive for July, 2010

The Ghost Writer

Posted on July 30th, 2010 with 2 Comments

Polanski farklı bir adam, seveni de çok sevmeyeni de. Bunu karakterine verebiliriz, Roman Polanski’nin eleştirilemeyecek ve herkes tarafından kabul görebilecek tek özelliği sinemadır, nitekim bu da benim için yeterlidir.

Durum böyle olunca yaklaşık 3 yıldır, artık hepimizin bildiği malum sorunlar yüzünden film çekemeyen iyi bir yönetmenin yeni bir filmini izlemek her şeyden önce farklı bir keyif benim için. Kendi soğuk karakterini filmlerine tatlı tatlı veren Polanski, Ghost Writer’da da özellikle kullandığı renklerle karakterini filmine aksettirmeyi başarmış yeniden.

Robert Harris’in “The Ghost” isimli kitabından uyarlanan filmde eski bir savaş suçlusunun biyografisini yazmakla görevli bir gölge yazarın hikayesi konu alınıyor. Baş rolünde ise Cassandra’s Dream’den hatırlayabileceğimiz Ewan Gordon McGregor bulunuyor.

Filmin senaryosu seyircinin artık görmekten sıkıldığı klişelerle dolu. Yeni bir şeyler sunduğunu söylemek oldukça zor. İp uçları çok açıkca sunuluyor ve seyirci hiç zorlanmıyor. Yine aynı sebepten dolayı filmin sürükleyiciliği de azalıyor. Senaryosundaki sıkıntılara rağmen yönetmen koltuğunda Polanski’nin oturması filmi ortalamanın biraz üzerine taşıyor.

Ağladığıma Değse

Posted on July 30th, 2010 with 0 Comments

Bir mezar kadar soğuk içim
elimde bir kalem
bir uçurumun kenarında
dudaklarım titreyerek tekrarlıyorum
“Ben bir hiçim,
ben bir hiçim.”
Belki de son seçim
atlayacağım.
Ağladığıma değse
ağlamayacağım.

20.05.2005, Ahmet Çağrı Özsema

The Art Company – Suzanna

Posted on July 27th, 2010 with 0 Comments

Şuan saat 05:18 hala uyuyamadım, uzun zamandır da şarkı paylaşmıyordum. Öyleyse bu saatlerde dinlemeyi en çok sevdiklerimden biri geliyor biraz eskilere gidiyoruz; The Art Company, Suzanna.


Hayat Kısa Durma!

Posted on July 27th, 2010 with 2 Comments

Ne çok vakit harcıyoruz!

Bugün oturup kaybettiğim anları düşündüm. Kaybetmeye alışkın değilim, içim acıdı ister istemez. Balzac’ın o sözü geldi aklıma , bakkalım(bakkal konusunda emin değilim) bu kadar çok konuşuyor olmasaydı birkaç eser daha yazardım. Bunu söyleyen Balzac 85 eser bırakmış dünyadan ayrılırken ve yaklaşık 50 tamalanmamış eser.

Kendimi Balzac’la bir tutmayacağım elbette fakat yine de insan düşünüyor, bu boşa giden vakitlerde neler yapılmazdı. Kâr ve zararların didik didik edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bütün zararlar yeni karlara çevrilebilir zarar edilen zaman dışında. Bunu nasıl gözden kaçırıyoruz? Ne kadar zengin olursan ol satın alabiliyor musun ömrüne birkaç gün daha?

Dedem anlatırdı ben küçükken, bir esnaf varmış vakti zamanında çok iyi para kazanırmış ve gün sonunda paraları sayarken kendi kendine söylenirmiş; ” Hep zarar, hep zarar…” Haliyle bunu gören diğer esnaflar sinirlenip sormuşlar  diğer esnafa;”Gözün doysun be adam, en çok sen kazanıyorsunuz, nesi zarar?”, “Geri gelmeyecek bir gün daha, işte o zarar …”

Hani her yerde gördüğünüz bir yazı vardır; “Bugün Allah için ne yaptın diye?” bu da sorulmalı elbet fakat asıl sorun “Bugün ne yaptın?” Bugün gerçekten dişe dokunur bir zaman geçirebildin mi? Yoksa yine mi zarar?

Kendime bakıyorum ilk gençlik bitmiş. Hep zarar! Ayağa kalkmazsam son demler de gitti gider. Gözünü aç kapa yaşlanmışsın. Gözünü aç kapa bir daha açamamışsın.

Demem o ki; “Kalk ayağa…”

Videos, Slideshows and Podcasts by Cincopa Wordpress Plugin