Kaç Kişisin?
by Çağrı - March 1st, 2010
Kaç kişi olmak zorundayız?
İyi bir baba, çalışkan bir işçi, düzenli bir öğrenci, aşık bir sevgili, sırdaş bir dost, eğlenceli bir arkadaş, sorumluluk sahibi bir yurttaş…
Hangisi sensin? Bütün gününü inandığın şeylere harcayabilen, kendini bildiğin tek doğruya adayabilen misin? Yoksa masa başında sana yüklenmiş sorumlulukları taşıyabilmek için günde en az 9 saat çalışan ama hiçbir şey üretmeyen kişi mi? Ya da ikisini de aynı anda yapmaya çalışıp ikisini de beceremeyen bir kaybeden mi?
Büyük hayallerin büyük hayal kırıklıklarını beraberinde getirdiğini kaç yaşında öğrendin? 24 saat empoze edilen rüyaların sadece rüyadan ibaret olduğunu ve seni biraz daha düşünmemeye, yalnızlaşmaya ittiğini? Kaça bölündün sen de? Kaç sıfatın peşinde koştun senden başka hiçkimseye bir şey ifade etmeyen?
Bugün kendin için ne yapabildin? Ve önceki günler…
Ne verebildin benliğine? Ne kadar az eksilebildin?
Vazgeçebilmeyi öğrenmelisin çocuk! Söylenenlerin aksine kaybetmek değildir bu. Bölündükçe kaybedersin aslında. Her gece aynı soruyu sor gözlerini kapatmadan önce.
Bugün ne kadar yabancılaştın kendine?



Bilemiyorum bu durgunluk, suskunluk nereye kadar gidecek. İçimde beni sürekli durduran bir şey var. Elimi uzatsam alabilecekken istediklerimi başımı ters yöne çevirip gidişine bırakıyorum hayatı. O, bana gelsin istiyorum. Hep dedim başka devrin adamıyım ben diye, işte 2010 geliyor, yani 10lar yepyeni bir devir işte sana, hayat daha ne sunabilir bilmiyorum. Sahip olduklarımın farkındayım ama mutlu olamıyorum. Ne bir şey sonuçlansın istiyorum, ne de yeni bir şey başlasın. Sessizce bir köşede oturup yeni mucizeler bekliyorum. İşin kötüsü bu mucizelerin olacağına kalpten inanıyorum. İnanıp da aldanmak kötü mü bilemiyorum.