Archive for the ‘Günlük’ Category

Vakantie Spanje

Posted on July 29th, 2010 with 0 Comments

Türkiye’de tatil yapacak insanların ne yazık ki bilgi alınacak kaynak yer olarak seyehat acentalarını görmeleri,tatil fiyatlarını yukarıya çektiği gibi,insnaları da tatilden soğutuyor.Sizlere tavsiyem seyehat acentalarından önce,internet de gitmek istediğiniz yer ve kalacağınız otel hakkın da bir araştırma yapmanız.Hatta size bu konu da tavsiye de bulunmak isterim. Vakantie Spanje.Umarım artık bu konu da türk milleti olarak biraz daha bilinçleniriz.Eğer Atlas Okyanusları kıyısına gitmek istiyorsanız size Dominik Cumhuriyeti’nin en iyi otelini tavsiye ediyorum,
Eugenia Victoria.
.Bu otele girdikten sonra,emin olun bir daha çıkmak istemeyeceksiniz.Vodafone ile Sim Only şirketleri arasında ki rekabet her geçen gün artış gösterirken,bu rekabette en karlı,şebeke kullanıcıları oldu.Umarım bu rekabetler Türkiyede’de fazlasıyla olur.

Hayat Kısa Durma!

Posted on July 27th, 2010 with 1 Comment

Ne çok vakit harcıyoruz!

Bugün oturup kaybettiğim anları düşündüm. Kaybetmeye alışkın değilim, içim acıdı ister istemez. Balzac’ın o sözü geldi aklıma , bakkalım(bakkal konusunda emin değilim) bu kadar çok konuşuyor olmasaydı birkaç eser daha yazardım. Bunu söyleyen Balzac 85 eser bırakmış dünyadan ayrılırken ve yaklaşık 50 tamalanmamış eser.

Kendimi Balzac’la bir tutmayacağım elbette fakat yine de insan düşünüyor, bu boşa giden vakitlerde neler yapılmazdı. Kâr ve zararların didik didik edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bütün zararlar yeni karlara çevrilebilir zarar edilen zaman dışında. Bunu nasıl gözden kaçırıyoruz? Ne kadar zengin olursan ol satın alabiliyor musun ömrüne birkaç gün daha?

Dedem anlatırdı ben küçükken, bir esnaf varmış vakti zamanında çok iyi para kazanırmış ve gün sonunda paraları sayarken kendi kendine söylenirmiş; ” Hep zarar, hep zarar…” Haliyle bunu gören diğer esnaflar sinirlenip sormuşlar  diğer esnafa;”Gözün doysun be adam, en çok sen kazanıyorsunuz, nesi zarar?”, “Geri gelmeyecek bir gün daha, işte o zarar …”

Hani her yerde gördüğünüz bir yazı vardır; “Bugün Allah için ne yaptın diye?” bu da sorulmalı elbet fakat asıl sorun “Bugün ne yaptın?” Bugün gerçekten dişe dokunur bir zaman geçirebildin mi? Yoksa yine mi zarar?

Kendime bakıyorum ilk gençlik bitmiş. Hep zarar! Ayağa kalkmazsam son demler de gitti gider. Gözünü aç kapa yaşlanmışsın. Gözünü aç kapa bir daha açamamışsın.

Demem o ki; “Kalk ayağa…”

Çivisi Çıkmış Dünya

Posted on June 5th, 2010 with 1 Comment

Yaşadığımız dünyada karşısında savaşılacak bir çok şey var. Zulümler, sistemler, hastalıklar, açlık, çevre kirliliği, kapitalizm, çocuk ölümleri…

Şüphesiz topla, tüfekle, taşla, sopayla verilecek bir savaş değil bu. Zira galibi olmaz içinde kan olan savaşların.

Kendimizle bu savaş, öze dönmekle, Adem ve Havva olabilmekle ilgili yeniden…

Dünyanın daha iyi, daha yaşanılabilir, daha düzenli olduğu yalan. Hatta bize dayatılan özgürlük, bağımsızlık, adalet kavramları bile.

Adaletin simgesinin terazi olması çok doğru kim ağırsa ondan yana adalet.  Gerçeğin tek, doğrunun ise milyonlarca olduğunu unutmuşuz çoktan. Her gerçeği doğru kabul etmeye başlamışız.

Unutmuşuz bir ekmekle doyabileceğimizi, bir de suya ihtiyacımız olduğunu en fazla. Günbegün sahte gereksinimler doğurmuşuz kendimize. Büyüttüğümüz sandığımız dünyayı daraltmışız kendimize gün geçtikçe. Ve kendimiz satın almışız bu tutsaklığı her nefesimizi, her anımızı harcayarak kazandığımız paramız ile.

Şimdi o bütün “güçlüler” senin sayende güçlüler ve zayıfsan kardeşim bil ki senin yüzünden. Sen bile unutmuşsun bunu, oysa onlar unutmadılar ve asla es geçmeyecekler ağzına bir parmak bal çalmayı.

Yağmurda ıslanmayı, çıplak ayak dolaşmayı yakıştıramıyorsan kendine, layıksın kardeşim bu pis havayı solumaya.

En güzeli senin olsun her şeyin yine  sözüm yok ama o zaman hayıflanmayacaksın ölen insanlara.

O zaman hayıflanmayacaksın bozulan düzenlere.

Her semer bir eşek bulur kendine.

İnterneti Kapattırdım

Posted on June 4th, 2010 with 0 Comments

Evimdeki internet bağlantısını iptal etmek üzere Smile ADSL’e gerekli dilekçeyi dün yolladım. İnternetim birkaç gün içerisinde kapanacaktır. Evdeki internet kullanım süremi bir türlü kontrol ltına alamadığımdan dolayı böyle bir karar aldım. Bunun yanı sıra interneti bundan sonra sadece ev dışı mekanlarda kullanmayı düşünüyorum. Zaten hemen hemen her cafede wirelessin bulunmasının dışında mobil modem olayına ben de geçeceğim sanırım.

Şuan ki kullandığım hatta bağlı olarak Vodafone mu? Yoksa Kartalcell veya Turkcell mi? Bunun kararını henüz vermiş değilim. Aslında aralarında çok büyük bir fark olmadığını tahmin ediyorum. Fakat Demirören giderse alacağım dediğim Kartalcell’e de gönlüm kaymıyor değil. Zira kulübümüz kazansın bari. Kulübümüzün bende bulunmayan tek lisanslı ürünü olan Kartalcell böylelikle ön planda.

Böylelikle sosyal paylaşım sitelerinde beni daha az görecek arkadaşlarım için de gerekli duyuru yapmış oldum sanırım.

Selamlar;
Çağrı.

Susma Vakti

Posted on May 31st, 2010 with 0 Comments

“Sırada ne var?”

Aklımıza takılan tek soru bu.  Beğendim, güzel sonra?
Sıradaki.
Next.

Durup tadını çıkarmak, üzerine düşünmek, farklı tatlar alabilmek. Artık yok.

Tüketeceksin!

Ne varsa elinde, aşkını, hayatını, ruhunu…
Sırada seni bekleyen bir şeyler mutlaka olacak.
Sistem budur!
Hem bu deveyi güdeceksin, hem bu diyardan gideceksin.
Son kullanma tarihin gelene kadar…

Seçebilirsin benim gibi vazgeçmeyi. Ama unutma vazgeçmek asla bir seçenek değildir, kendi uydurduğun sahte bir kaçış planıdır olsa olsa. Kaçabilirsin benim gibi karanlıktan korkmuyorsan eğer kendinden korktuğun kadar.

“Hızlı, daha hızlı, biraz daha hızlı…”

Şipşak yaşamlara mahkumsun sen de. Ne yapalım devir böyle. Ye ve kalk, iç ve at, yıka ve çık, yat ve bırak. Kulağına çalınan melodiler bile aceleci bir ruh vadedecek sana.  Aynı filmi bir daha izlemene, aynı kitabı bir daha okumana, aynı şarkıyı tekrar söylemene izin yok.

Hayal kurabilirsin! İçinde para, yalan ve göz boyama olduktan sonra. Herkes destekler bunu.  Herkes ayıplar seni izbe bir kumsalda sevgiliyle el ele çıplak ayak dolaşarak ayak izlerinizi izlemekse ömür boyu niyetin.

Daha pahalısı, daha şaşaalısı, daha dahası dururken yetinmene şaşırırlar.

Anlamsızca konuşman hiç kimsenin dikkatini çekmez fakat susarsan herkes rahatsız olur. Sessizlik her zaman bir gerçeğe gebedir. Oysa gerçek bu düzenin en son istediği şeydir.

İstediklerini verirsen istemediklerini vermeye her zaman hazırlardır. Hem de fazlasıyla.

Yeter ki düşünme, her şeyi yapmak serbest.
Yeter ki susma, her şeyi söylemek serbest.

Ya da benim gibi kaç karanlıklara.

Şahidimdir

Posted on April 8th, 2010 with 0 Comments

Kalemim şahidimdir, seni hiç yazmadım ben. Yazsaydım benim olurdun.  Oysa bunu hiç istemedim . Güzeldi seni düşünmek her nefeste. Kalemim şahit düşünmezdim benim olsaydın. Gerçek olurdun. Sevemezdim seni bu kadar gerçek olsaydın eğer.

Oysa Tanrı şahidim, adını bile anmadım ben hiçbir mecliste. Ansaydım sözüm olurdun. Oysa paylaşmadım ben kimseyle adını bile. Tanrı şahidimdir nasıl da adını haykırmak istedim gördüğüm her güzel göze. Benim gözlerim ona aittir diye.

Susmayı seçtim koskoca bir gençliği uğruna versem bile, ne şikayet ettim bir kere ne de isyan ettim sensizliğe. Yetiyordu bana sensizlikteki sen bile.

Videos, Slideshows and Podcasts by Cincopa Wordpress Plugin

Copy Protected by Chetan's WP-CopyProtect.