Archive for the 'Günlük' Category

Kaç Kişisin?

by Çağrı - March 1st, 2010

Kaça bölüyor hayat bizi?

Kaç kişi olmak zorundayız?

İyi bir baba, çalışkan bir işçi, düzenli bir öğrenci, aşık bir sevgili, sırdaş bir dost, eğlenceli bir arkadaş, sorumluluk sahibi bir yurttaş…

Hangisi sensin? Bütün gününü inandığın şeylere harcayabilen, kendini bildiğin tek doğruya adayabilen misin? Yoksa masa başında sana yüklenmiş sorumlulukları taşıyabilmek için günde en az 9 saat çalışan ama hiçbir şey üretmeyen kişi mi? Ya da ikisini de aynı anda yapmaya çalışıp ikisini de beceremeyen bir kaybeden mi?

Büyük hayallerin büyük hayal kırıklıklarını beraberinde getirdiğini kaç yaşında öğrendin? 24 saat empoze edilen rüyaların sadece rüyadan ibaret olduğunu ve seni biraz daha düşünmemeye, yalnızlaşmaya ittiğini? Kaça bölündün sen de? Kaç sıfatın peşinde koştun senden başka hiçkimseye bir şey ifade etmeyen?

Bugün kendin için ne yapabildin? Ve önceki günler…

Ne verebildin benliğine? Ne kadar az eksilebildin?

Vazgeçebilmeyi öğrenmelisin çocuk! Söylenenlerin aksine kaybetmek değildir bu. Bölündükçe kaybedersin aslında. Her gece aynı soruyu sor gözlerini kapatmadan önce.

Bugün ne kadar yabancılaştın kendine?

O Sokak

by Çağrı - February 21st, 2010

Uzağındayım.
Çok uzağında… Ne bağırsam duyarsın ne de ölsem. Ne ellerimi uzatsam dokunabilirim sana ne de ağlasam gözyaşlarımı silebilirsin. Oysa bağırsan duyarım ağlasan yine ben silerim gözyaşlarını. Ben senin uzağındayım sense benim içimdesin.

Adımı unuttun mu? Neye benzediğimi? Gözlerimin ne renk olduğunu, ellerimin sıcaklığını, seni görünce titrememi? Peki, seni nasıl sevdiğimi unuttun mu?

Karşılaşsak tanır mısın beni yine? Hani çok uzak bir şehirde karşılaşmıştk birkez. O günkü gibi sarılır mısın bana? Ben hala o şehirdeyim, her gün o sokakta bana sarılışını anıyorum. Sıcaklığını ve o harikulade gülüşünü unutmuyorum. Unutmam da.

Sevgilin var mı? Güzel mi? İyi mi? Seviyor mu seni benim kadar? Seviyorsa iyi mutlu ol. Beni sorarsan senden sonra herkesten vazgeçtim o sokakta. O sokak benim mabedim, kıblem. O sokak bu şehirdeki tek mutluluğum.

Sen hayal ettin, ben yaptım. Ben hayal ettim, sonra yine, yine yine… Ben hep hayal ettim. Eksik ve uzak kaldım kendimden. Şimdi doğduğum yerler mi daha uzak, sen mi daha uzaksın yok ben mi daha uzağım bana?

Site Hakkında Gelişmeler

by Çağrı - February 18th, 2010

Uzun bir zamandır üzerimize ölü toprağı serpilmişcesine hiçbir şey yazamıyor yazsam da yayınlamıyordum. Hafta sonundan itibaren sitemiz yine aktif bir şekilde yayın hayatına devam edecektir.

Bir dizi yeniliklerle beraber;

1- Hafta sonu birkaç yeni görünüm üzerine çalışmayı düşünüyorum.

2- Eski defterlerimdeki bugüne kadar sadece çok özel bir kaç kişi haricinde hiç kimsenin bilmediği yazılarımı bilgisayara aktarıp burada yayınlamayı düşünüyorum.

3- Her an yeni şiir videolarım gelebilir :)

4- Birkaç yeni bölüm de ilave edip yalnızca kültür-sanat üzerine yazmaktansa “blog” kavramına uygun bir şekilde yeni yorumlar, yazılar ve öneriler eklenebilir.

Şuan aklımda olan kategorilerden bazıları; “Yaşam, Listeler, Stil.” Kısacası hobilerim ve yaşam tarzıma yönelik bilgilendirici yazılar da olacak.

Bunun dışında her türlü fikir, görüş ve eleştireye her zaman olduğu gibi açık olduğumu bilmenizi isterim.

Bu hafta sonundan itibaren burayı daha sık ziyaret etmeniz de fayda var.

Dostlukla,

Çağrı.

Yeni Yıl

by Çağrı - December 24th, 2009

Şart oldu iade-i itibar, ey 2010 benden çekeceğin var.

noel2Bilemiyorum bu durgunluk, suskunluk nereye kadar gidecek. İçimde beni sürekli durduran bir şey var. Elimi uzatsam alabilecekken istediklerimi başımı ters yöne çevirip gidişine bırakıyorum hayatı. O, bana gelsin istiyorum. Hep dedim başka devrin adamıyım ben diye, işte 2010 geliyor, yani 10lar yepyeni bir devir işte sana, hayat daha ne sunabilir bilmiyorum. Sahip olduklarımın farkındayım ama mutlu olamıyorum. Ne bir şey sonuçlansın istiyorum, ne de yeni bir şey başlasın. Sessizce bir köşede oturup yeni mucizeler bekliyorum. İşin kötüsü bu mucizelerin olacağına kalpten inanıyorum. İnanıp da aldanmak kötü mü bilemiyorum.

Hiç kimseyi sevmiyorum, hiçbir şeyi istemiyorum. Tutkularım çok derinlerde saklanıyor, kendimden bile koruyorum, su yüzüne çıkarmıyorum. Oysa ki tutku devri yaşadığımız, tutku duyduğun her şey elbet bir gün senin olacak. Belki de sahip olmaktan korkuyorum, o beklenen tadı vermeyeceğini biliyorum.

Tek kalsam şu gökkubede, kimse olmasa, kuşlar bile. Korkutucu, basık, zavallı biliyorum. Ama duysam o derin sessizliği belki o zaman, işte o zaman, esas o zaman tam da o zaman bağıra bağıra söyleyebilirim istediklerimi. Hayır, ne utanç ne de kaybetme korkusu bu. Zaferlerin de mağlubiyetlerin de en büyüklerini yaşadım hem de yaşamam gerektiğinden çok daha önce. Olsa olsa o ben tarafı tutkularımın, kimseye vermeye kıyamadığım kadar ben, salt ve saf ben.

Konuşmaya başladığım yıl öğrendim, yeni bir yılın, yeni bir yaşın, yeni bir yaşam olmadığını. Gereksiz ve anlamlar yüklemesem de değişmek için bir fırsat elbette, yırtıp atacağım o bir gününde bile mutlu olamadığım takvimi, yerine yenisini asacağım. Bilmiyorum, belki de bu yıldan kalma birçok şeyi yakacağım.

Bu kadar uyuşukluk yeter, 2010 da daha fazla yorulacağım. Ve ertelediğim, vazgeçtiğim ya da unuttuğum diyelim zaferler, bekleyin yine geleceğim, en azından yolunda gebereceğim.

Film Bitti (:

by Çağrı - December 16th, 2009

4. Kısa filmim olan “İlişki” nin çekimleri en sonunda bugün bitti, bir takım talihsizlikler yüzünden çekimler biraz sarksa da en sonunda bitirebilmenin rahatlığı içerisindeyim. İlginç bir film oldu sanırım neyse yarın kurguda göreceğiz bakalım. Biraz uykuyu hakkettim gibi :)

İstanbul ve Kasım

by Çağrı - November 30th, 2009

Bana göre İstanbul’da en güzel geçen ay olan Kasım’ın son günü bugün. Kasım ayının son günlerinde hep bir telaş ve sıkıntı kaplar içimi. O yakamı hiç bırakmayan bir şeyleri kaçırma hissi. Yaşamın görebildiğimiz ve tadını alabildiğimiz kadar saçma ve eksik olamayacağını biliyorum. Bir yerlerde bir şeyleri sürekli kaçırıyoruz olmalıyız. Aksi hâlde buna dayanmanın bir nedeni yok. Bir gün o güzelliklere kavuşmanın hayali ve gerçek bir yaşamın ihtimali bizi ayakta tutuyor. Hayaller böyledir, ayakta tutar insanı. Bu yüzden bir hayalin gerçek olması korkutucudur. Çünkü hayata tutunduğunuz dallardan biri kopar, hedeflerinizden biri eksilir. Belki de bu yüzden hayallerime ulaşma fırsatlarını geri tepiyorum. Yoksa o hayallerin gerçek olmasını istemiyor muyum? Bunu kendime itiraf edebilmem çok zor. Hatta etmemem belki de daha iyi. İnsanın tereddütleri ve çelişkileri kalıcı olmalı. İnsanı güçlü kılan budur elbette.

Bir gün güzel günler göreceğimizi biliyorum. Hayır inanmak değil bu, iki kere iki dört gibi gerçek bu da. Bu yaşamda bir şey ne kadar gerçek olabilirse o kadar gerçek. Yaşanan acılar, sıkıntılar her gün bir adım daha yaklaştırıyor bu mutlu sona.  Bundandır iyi filmlerin hep mutlu bitmesi, bundan sonu olmayan öykülerin yarım kalması.

Bu sabah uyandığımda bildiğim tek şey vardı, güzel günler göreceğiz çocuklar. Ve bu güneşli günde defalarca kez tekrarladım bunu.

Copy Protected by Chetan's WP-CopyProtect.