Archive for the ‘Günlük’ Category

Küçüğüm

Posted on January 5th, 2011 with 1 Comment

Gözlerin değmiyordu gözlerime, yorgundun, korkuyordun.

Bir kır çiçeği gibi en ufak rüzgarla titriyordu avuçlarımda ellerin. Benimse içimde fırtınalar kopuyordu, dışarıdaki yağmur da neymiş? Ellerin yanağıma dokundu, üşüdün mü dedin? Üşümek dedim senin yanında üşümek…

Sustum sonra. Tüm kelimelerden kutsaldı yaşadığımız. İçimden bir ben çıkmak istiyordu, tüm dünyaya, tüm yorgun, mutsuz insanlara inat sana sarılmak seni kucaklamak, mutluluktan ağlamak. İçimden bir ben çıkmak istiyordu, baştan başa sen.

Yaşamamıştık hiç, içimizdeki  naif ezgi çirkin şarkılar içinde kaybolmuştu. Sessimiz sessizliğimiz olmuştu bir vakit sonra. Vakit geçiriyorduk sadece bu anlamsız dünyada. Soğukta titreyen bir kedi gibi bir köşeye çekilmişti yüreğin, hiç kimsenin duymadığı çığlıklar atıyordun ağzını bile açmadan.  Duyuyordum.

Aramıza geçmişten örülü bir duvar çekip gelecek korkusu denilen dikenli tellerle üstünü örtüyordun. Benden koruduğunu düşünüyordun kendini. Oysa hazırdım çırılçıplak o duvarları yıkmaya ve sen de istiyordun o duvarların yıkılışını izlemeyi. Gülümsedim, küçüğüm dedim içimden hazırım seninle savaşmaya.

Sonra gözlerini kaldırdın usulca, bu anı kaçırmamalıydım, telaşlı bir şekilde gözlerin gözlerime değdi. Nerede kaldın, der gibi bakıyordun. Hiçbir yerdeydim. Ama şimdi seninleyim.

Merhaba Yeni Hayat!

Posted on October 2nd, 2010 with 3 Comments

Bir şeyleri değiştirmek istiyorsan kendinden başlamalısın. Nasıl ki hayat olması gerektiği gibi değil olduğu gibi, sen de kendini kabullenmeli, hayatın bazı gerçeklerini reddetmemelisin. Bu hayatta tek bir şansımız var sonuçta ve bir çok bilet tek yön aslında.

O zaman duyduğun tüm seslere sus deyip, kendinle başlamalısın. Geçmiş artık geçmeli, bakmamalısın geriye, arkanda gözlerin yok senin. Kaybettiklerin, vazgeçtiklerin, yarım kalanlar, affetmediklerin…

Önce kendini affetmelisin, hiçbir hata alıkoymamalı seni yenilerini yapmaktan. Unutma tüm bu dünya sonsuz bir dönüşüm, başka bir şey değil ve sonsuza kadar değil hiçbir şey.

Yola çık! Göreceksin sana bütün yollar açık! Koyma valizine geçmişten hiçbir şey. İçindekilerle yürü sadece.

Gitti mi? Gitsin.
Bitti mi? Bitsin.
Sen yanında hiçbir şey olmasa bile sensin!

Bulunduğun yere bak, yanındakilere bak! Vazgeçemeyeceğin ne var bu hayatta? Hangi evet, asla hayır olmayacak? Hangi hayır, bir gün evet olmayacak? Beynine taktığın bütün deneyim prangalarını çıkar. Unutma mezarlıklar vazgeçilemeyecek insanlarla dolu. Bu yolculukta hiçbirine ihtiyacın olmayacak.

Evet, yalnızca aptallar aynı şeyi yapıp farklı sonuçlar bekler, ama yalnızca aptallar mutludur belki de. Sen aptal değilsin, belki de öylesin. Söyle bana geçmişe demir atmak aptallık değil de ne? Hangimiz aptallık yapmıyoruz en dikkatli anlarımızda bile?

Hepimiz yalnızız. Bunda sıkılacak bir şey yok. Kim olursa olsun yatağında, gözünü kapadığın an yalnızsın, kiminle oturursan otur sofraya, yalnızca kendi yediklerinle doyarsın.

Korkma kendinden. İtiraf et diğerlerinden çok da farklı olmadığını. Yaşanmışlıklar, yaşanacaklar kim bilir kimin kurgusu? Üzülmek niye, bu sessizlik neden? Kalk ayağa, herkes kadar herkessin işte, herkes ne kadar kendiyse.

Vakit o vakit değil, nefes almakla sınırlı değil hayat. Sen yeter ki değiş. Sen yeter ki güçlen, sen yeter ki yarım kalma.

Yarın, ertesi gün, daha ertesi…
Mutluyum diyebilene kadar,
Her sabah yeniden,
Her sabah bambaşka bir sesle,
“Merhaba Yeni Hayat!”

Ve…

Posted on September 30th, 2010 with 1 Comment

Ve sana yazdığım her şeyi senin gibi tek tek sileceğim.

Geç mi Kaldık Yoksa?

Posted on September 26th, 2010 with 1 Comment

Yamalı bir hikaye bu, paçalarından yalnızlık akıyor. Biz bu oyunu kaybedeli çok olmuş, nafile bu ataklar. Nerede o çocuk şimdi? Nerede uğruna uyuyamadığım? Hangi filmin hangi karesinde silinip gitti çocukluğumuz?

Biz seninle beraberken bile ayrılığı yaşadık oysa,  gülmedi ki hiç yüzümüz. Birbirimizi  sevmenin verdiği huzurla avuttuk kendimizi , her gün yarım kaldık, hiç tam olmadık. Ben sana tüm benliğimi adadım, göz yaşı, uykusuz geceler senden dönüp aldığım.

Ve gittim sonra, yılları ve yolları aramıza ekleyerek gittim. Bir gün geri dönersem bulacağımın sen olmayacağını bile bile gittim.  Herkesleşeceğini bile bile gittim ve sıkıldım susarak sana bir şeyler öğretmeye çalışmaktan.

Şimdi neyi bekliyoruz ki biz iki uzak şehirde? Hiçbir zaman bu aşkı hakketmedik ki.

Yaz yağmuru gibi aniden ve kısa bir huzur bulabiliriz ancak.


İstemem Eksik Olsun

Posted on August 22nd, 2010 with 0 Comments

Cyrano de Bergeracın Ünlü istemem eksik olsun tiradı. Rüştü Asyalı’dan.

Continue Reading →

Hayat Kısa Durma!

Posted on July 27th, 2010 with 2 Comments

Ne çok vakit harcıyoruz!

Bugün oturup kaybettiğim anları düşündüm. Kaybetmeye alışkın değilim, içim acıdı ister istemez. Balzac’ın o sözü geldi aklıma , bakkalım(bakkal konusunda emin değilim) bu kadar çok konuşuyor olmasaydı birkaç eser daha yazardım. Bunu söyleyen Balzac 85 eser bırakmış dünyadan ayrılırken ve yaklaşık 50 tamalanmamış eser.

Kendimi Balzac’la bir tutmayacağım elbette fakat yine de insan düşünüyor, bu boşa giden vakitlerde neler yapılmazdı. Kâr ve zararların didik didik edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bütün zararlar yeni karlara çevrilebilir zarar edilen zaman dışında. Bunu nasıl gözden kaçırıyoruz? Ne kadar zengin olursan ol satın alabiliyor musun ömrüne birkaç gün daha?

Dedem anlatırdı ben küçükken, bir esnaf varmış vakti zamanında çok iyi para kazanırmış ve gün sonunda paraları sayarken kendi kendine söylenirmiş; ” Hep zarar, hep zarar…” Haliyle bunu gören diğer esnaflar sinirlenip sormuşlar  diğer esnafa;”Gözün doysun be adam, en çok sen kazanıyorsunuz, nesi zarar?”, “Geri gelmeyecek bir gün daha, işte o zarar …”

Hani her yerde gördüğünüz bir yazı vardır; “Bugün Allah için ne yaptın diye?” bu da sorulmalı elbet fakat asıl sorun “Bugün ne yaptın?” Bugün gerçekten dişe dokunur bir zaman geçirebildin mi? Yoksa yine mi zarar?

Kendime bakıyorum ilk gençlik bitmiş. Hep zarar! Ayağa kalkmazsam son demler de gitti gider. Gözünü aç kapa yaşlanmışsın. Gözünü aç kapa bir daha açamamışsın.

Demem o ki; “Kalk ayağa…”

Videos, Slideshows and Podcasts by Cincopa Wordpress Plugin