Sanat

Işığın Gücü, Johannes Vermeer

Vermeer birçok sanat tarihçisi tarafından ışığın gücünü en iyi kullanan ressam ve ilk sinematograf olarak kabul edilmektedir.

Ömrü boyunca fakir ve kötü bir yaşam sürmesine rağmen başyapıtını satmayacak kadar gururlu ve mağrur bir sanatçıdır Vermeer. O kadar fakirdir ki 21 yaşında evlenince kaynanasının evine yerleşir ve hayatını orada doğacak 11 çocuğuyla beraber geçirir.

Bu çok sesli ve huzursuz yaşama rağmen Vermeer’in resimleri insanda bir sessizlik ve huzur duygusunun hakim olmasını sağlar. Bir Vermeer resminin karşısına geçtiğinizde ona bakmak bakmak ve size anlatacaklarını dinlemek istersiniz, sanki o an hiç bitmeyecek  ve resimdeki karakterler her an sizinle yaşama devam edecek gibidir.
Vermeer, resimlerinin 15inde aynı kadın figürünü kullanmıştır, kullanılan bu modelin kim olduğu bilinmemektedir. Karısı olduğu yönünde tahminlerde bulunulmaktadır. Genel olarak açık beyaz tenli, güven ve çekicilik dolu bir kadın figürüdur bu.

Hemen üstte gördüğünüz resim Vermeer’in en çok bilinen resimlerinden biri hatta birincisi olan “İnci Küpeli Kız” resmidir. Kuzeyin Mona Lisa’sı olarak kabul edilir. 2003 yılında yönetmen Peter Webber tarafından filme alınmış, ülkemizde de 2004 yılında “İnci Küpeli Kız” ismiyle vizyona girmiştir.

“İnci Küpeli Kız” filme uyarlanmış ilk Vermeer tablosu değildir. 1985 yılında Peter Greenaway‘in yönettiği “A Zed & Two Noughts” , Türkçeye “Hayvanat Bahçesi” olarak çevrilen filmde Vermeer’in ışık tekniği ve figürleri kullanılmıştır.

Esasen her Vermeer tablosu filme alınmayı bekleyen bir sinema filmi gibidir. Çünkü Vermeer saniyenin 24 de 1 ini yakalayabilen ilk sanatçıdır. Saniyenin 24 de 1 inden oluşan görüntü karesi hala sinemadaki bir kareye tekabül etmektedir.

Vermeer’in ışıkla dansına ve inanılmaz gözlem yeteneğine en yakın tanık olabileceğimiz tablo kendisi ve sanat tarihçileri tarafından başyapıtı olarak kabul edilen “Resim Alegorisi” adlı tablodur.

Vermeer, büyük borçlarla boğuşmasına rağmen “Resim Alegorisi” tablosunu satmamıştır. Kendisi öldükten sonra da ailesinin satmadığı bu tablo bir dönem Hitler tarafından Almanya’ya kaçırılsa da ülkesine geri getirilmiş ve halen Viyana müzesinde sergilenmektedir.

Ayrıntılarıyla, perspektifiyle, ışık kullanımıyla  günümüzde bile halen araştırmalara konu olan bir eserdir. İlk bakışta bir kadın model ve bir ressam olarak gözüksede zaman içinde farklı kişiler tabloya farklı anlamlar yüklemişlerdir. Resimdeki modelin periler tarihindeki Clio olduğunu iddia edenlerin yanı sıra, resimde katolik simgelerin bulunduğunu düşünenlerde vardır. Oysa Vermeer tabloların en güzel yanı da budur işte, bir şiir gibi her türlü yoruma açık olması ve ondan alabileceklerinizin sınırı olmaması.

Ahmet Çağrı Özsema

Bir Cevap Yazın