Döndük Başa…

Uyku düzenim yeniden bozuldu, bir haftadır spor yapmıyorum, sigaraya yeniden başladım, gereksiz alışverişlerle biriktirdiğim paramı harcadım,diyet allak bullak oldu öküz gibi yiyorum kısacası. Yani ne kadar düzeltsemde nedense yeniden tepetaklak oldu herşey. Artık bu evden çıkmak istiyorum. Son günlerde garip bir şekilde rüyamda hep ailemi görüyorum, sanırım onları çok özledim. Dün gece rüyamda kardeşim için bir adamı kıtır kıtır doğradım. Bu İstanbul’un havası beni öldürecek nefret ediyorum puslu soğuk havalardan ne de olsa Adanalıyım ben. Sıcağa alışkınım. Nisan bile bitti neredeyse ama hava buz gibi…
ya Rabbi neden düzeltemiyorum şu yaşamı?
Bir de nedense yeni bir site açmak istiyorum, şöyle tutkuyla uğraşabileceğim bir site fakat o kadar çok proje var ki kafamda muhtemelen varlık içinden bir tane fikiri ön plana çıkaramayacağım…

Avivasa Reklamı

Bu işin akademik eğitimini de almış biri olarak kesinlikle söyleyebilirim ki son yılların en güzel reklam filmini yaptı Avivasa…
Bu reklamın özellikle toplumsal ve mesaj kaygılı gibi kategorilerde gerek ulusal gerekse uluslararası ödülleri toplayacağından eminim. Gerek fikir olarak gerek çekim ve seslendirme olarak tamamen konsepte uygun ve başarılı bu reklam filminde emeği geçenleri öncelikle kutluyorum. Türk reklamcılardan böyle orjinal fikir ve metinlerin çıkması gurur verici.
Özellikle son yıllarda reklam sektöründeki son derece bayağı reklamlardan bıkmış olmam da elbette bu reklamı bu kadar sevmemdeki etkenlerden biri. Eskiden paraları yatırmamızı isteyen bankalar şimdi ne olursa olsun bize kredi vermek istediğinde ve bundan daha çok kâr ettiklerinden dolayı doğal olarak istedikleri reklamlarda bu şekilde oluşuyordu. Eski kumbaralı, para biriktirmeli vb. reklamlarda dolayısıyla kaybolmuştu. Özel emeklilik reklamları bile “israfa yönelik” reklamlar yaptırtmıyordu. Bu bağlamda bir tebrik de kuşkusuz Avivasa gitmeli…
İşte o reklam;
Alll al al al paraları paraları saç saç saç saçMa Saçma…

Ne Kadar Zenginsin?

Hiç dünyanın kaçıncı zengini olduğunuzu düşündünüz mü?
Bu siteye yıllık kazancınızı yazıyorsunuz ve dünyada kaçıncı sıradaki zengin olduğunuzu görüyorsunuz. Bakın bakalım dünyanın ne kadarından zengin ne kadarın fakirsiniz. Yalnız çıkan sonuca şaşırmayın, unutmayın ki dünyanın %99’u %1’ini zengin etmek için yaşıyor.
Ben dünyanın 54,039,829. en zengin kişisi çıktım.
Buraya tıklayarak sizde zenginliğinizi ölçebilirsiniz.

O Şarkı

Çok kötü bir geceydi, yalnızdım, üşüyordum, ölümü düşünüyordum. Aşka bu denli aşıkken aşktan bu kadar uzak kalmak canımı yakıyordu. Mutsuzdum, sarhoştum, derbeder ve dağınıktım. Sarılacak hiçbir şeyim yoktu, tüm aşklarımı kaybetmiştim, hepsi ölmüştü. Hayat elinden geleni ardına koymuyordu. Daha sonra bu şarkı çalmaya başladı. Bye bye miss american pie… Don Mclean o kadar içten söylüyordu ki, sözleri o kadar güzeldi ki… Yavaş yavaş ruhuma sinmeye başlayan bu şarkının hayatımın şarkısı olacağını hissetmeye başlamıştım. Gerçekten de öyle oldu, o gecenin üstünden yıllar geçti bu şarkının değeri bende hiç azalmadı, hala en sevdiğimşarkı, hala her dinlediğimde gözlerimi kapatıp Don Mclean’e eşlik ediyorum, hala inanılmaz görüntüler getiriyor gözümün önüne… Daha sonra Madonna’nın şarkıyı orasından burasından kesip bir de remixleyip tanınmaz bir hale getirdiğini gördüm. Madonna bir anda yerin dibine girdi gözümde. Bu şarkıyı yalnızca Don Mclean’den dinlemeli…


a long, long time ago…
ı can still remember
how that music used to make me smile.
and ı knew if ı had my chance
that ı could make those people dance
and, maybe, they’d be happy for a while.

but february made me shiver
with every paper ı’d deliver.
bad news on the doorstep;
ı couldn’t take one more step.

ı can’t remember if ı cried
when ı read about his widowed bride,
but something touched me deep inside
the day the music died.

so bye-bye, miss american pie.
drove my chevy to the levee,
but the levee was dry.
and them good old boys were drinkin’ whiskey and rye
singin’, “this’ll be the day that ı die.
“this’ll be the day that ı die.”

did you write the book of love,
and do you have faith in god above,
ıf the bible tells you so?
do you believe in rock ’n roll,
can music save your mortal soul,
and can you teach me how to dance real slow?

well, ı know that you’re in love with him
cause ı saw you dancin’ in the gym.
you both kicked off your shoes.
man, ı dig those rhythm and blues.

ı was a lonely teenage broncin’ buck
with a pink carnation and a pickup truck,
but ı knew ı was out of luck
the day the music died.

ı started singin’,
“bye-bye, miss american pie.”
drove my chevy to the levee,
but the levee was dry.
them good old boys were drinkin’ whiskey and rye
and singin’, “this’ll be the day that ı die.
“this’ll be the day that ı die.”

now for ten years we’ve been on our own
and moss grows fat on a rollin’ stone,
but that’s not how it used to be.
when the jester sang for the king and queen,
ın a coat he borrowed from james dean
and a voice that came from you and me,

oh, and while the king was looking down,
the jester stole his thorny crown.
the courtroom was adjourned;
no verdict was returned.
and while lennon read a book of marx,
the quartet practiced in the park,
and we sang dirges in the dark
the day the music died.

we were singing,
“bye-bye, miss american pie.”
drove my chevy to the levee,
but the levee was dry.
them good old boys were drinkin’ whiskey and rye
and singin’, “this’ll be the day that ı die.
“this’ll be the day that ı die.”

helter skelter in a summer swelter.
the birds flew off with a fallout shelter,
eight miles high and falling fast.
ıt landed foul on the grass.
the players tried for a forward pass,
with the jester on the sidelines in a cast.

now the half-time air was sweet perfume
while the sergeants played a marching tune.
we all got up to dance,
oh, but we never got the chance!
cause the players tried to take the field;
the marching band refused to yield.
do you recall what was revealed
the day the music died?

we started singing,
“bye-bye, miss american pie.”
drove my chevy to the levee,
but the levee was dry.
them good old boys were drinkin’ whiskey and rye
and singin’, “this’ll be the day that ı die.
“this’ll be the day that ı die.”

oh, and there we were all in one place,
a generation lost in space
with no time left to start again.
so come on: jack be nimble, jack be quick!
jack flash sat on a candlestick
cause fire is the devil’s only friend.

oh, and as ı watched him on the stage
my hands were clenched in fists of rage.
no angel born in hell
could break that satan’s spell.
and as the flames climbed high into the night
to light the sacrificial rite,
ı saw satan laughing with delight
the day the music died

he was singing,
“bye-bye, miss american pie.”
drove my chevy to the levee,
but the levee was dry.
them good old boys were drinkin’ whiskey and rye
and singin’, “this’ll be the day that ı die.
“this’ll be the day that ı die.”

ı met a girl who sang the blues
and ı asked her for some happy news,
but she just smiled and turned away.
ı went down to the sacred store
where ı’d heard the music years before,
but the man there said the music wouldn’t play.

and in the streets: the children screamed,
the lovers cried, and the poets dreamed.
but not a word was spoken;
the church bells all were broken.
and the three men ı admire most:
the father, son, and the holy ghost,
they caught the last train for the coast
the day the music died.

and they were singing,
“bye-bye, miss american pie.”
drove my chevy to the levee,
but the levee was dry.
and them good old boys were drinkin’ whiskey and rye
singin’, “this’ll be the day that ı die.
“this’ll be the day that ı die.”

they were singing,
“bye-bye, miss american pie.”
drove my chevy to the levee,
but the levee was dry.
them good old boys were drinkin’ whiskey and rye
singin’, “this’ll be the day that ı die.”

Dost?

Dost nedir?

Gerçekten bu kelimenin anlamını merak ediyorum artık. Dost birbirinize faydanız olanlar mıdır? Beraber iyi vakit geçirdikleriniz midir? Gerçekten sevdiğin insanlar mıdır? Güvenebilecekleriniz midir? Yoksa sadece yanınızda olan mıdır? Çocukluğumdan bu yana “arkadaşını asla yalnız bırakmayacaksın” kültürüyle büyümemden dolayı olsa gerek bu “dost” kavramını abartıyorum bazen. Yoksa dost asla hayır diyemedikleriniz midir?

Bu abartılı “dost” kavramından “dostlarımın” da sıkıldığını hissetmeye başlıyorum yavaş yavaş. Hadi hayırlısı bakalım…

Hayatıma giren dostlara şöyle dönüp bir baktım. Kimiyle aynı kişilere düşmanlığımızdan, kimiyle aynı şeyleri istememizden, kimiyle aynı takımda oynamamızdan… doğan dostluklar yaşanmış. Demek ki dostluk şöyle olur diyemeyiz. En azından benim için.

İşin kötüsü dostlarım, Aristo’nun da dediği gibi “Dünyada hiç dost yoktur…”


*Zeki Müren- Eskimeyen Dostumsun

Nasıl bir gündü?

Doğrusu oldukça saçma bir gündü 🙂 Çünkü bugün kayda değer hiçbir şey yapmadım. Yani bir gün bu kadar kötü harcanabilirdi ancak. Sabah evimin hemen yanındaki okuldan gelen çocuk şarkıları eşliğinde uyandım. Dakikalarca ne yapacağıma karar veremeden salak salak evin içinde dolaştım. Daha sonra  bilgisayarı servise götürdüm, ordan da okula gittim. Derse girmedim. Saatlerce playstation oynadım.  Ordan yine bilgisayar serisine saatlerce bekleme… bekleme… bekleme… Bir de birşeyi farkettim ki hiç sorma günlük, ben birşeyi bekliyorsam o zaman dilimi içerisinde başka birşey yapamıyorum. Örneğin o saatlerce bekleme esnasında spor salonuna gidemedim. Spor salonu demişken çaktırma günlük bugün bir iskenderle diyetimi aldattım 🙂 Aman duymasın 🙂

Bu kadar …ktan bir gün duymuş muydun sen hiç günlük 😀