Günlük

Sözümü Tuttum

Hatırlıyorum sevgilim ayrıldığımız günü. İlk günkü gibi sarılmıştık birbirimize hatta daha sıkı sıkı. Gözlerimizden yağmur misali yaşlar akıyordu. Hayatımda ilk defa topluluk içinde ağlıyordum. İnsanlar bize bakıyordu. Kimi sana acıyordu, kimi bana. Bense sevgimize acıyordum. Yitip kaybolan geleceğimize. Sana sımsıkı sarılırken senden başka kimseyle olamayacağımı biliyordum ve senin benden başka kimseyle olamayacağını. Kim çelmişti aklımı, kimin güler yüzüne kanmıştım hatırlamıyorum. Hangi sahte cazibe, hangi sıcak dudaklardı hatırlamıyorum. Evet aldatmıştım seni ve ayrılmamız gerekiyordu. Ama birkaç tutkulu geceye değişmedim seni. Sen hep öyle sanacaktın, biliyordum.

Saçlarını son kez okşadığımı biliyordum. Ve o kestane gözlerinin son kez ağlamadığını da. Ama yediremiyordum kendime, seni aldatmayı, bu kadar alçalamazdım. Başka bir kadının koynundan çıkıp hala tertemizmişim gibi yüzüne gülümseyemezdim. Ayrılmalıydım. Bırakmamalıydın, bırakmadın da.Yine de daha kolay olacağını sanıyordum. Beraber geçirdiğimiz yılların her saniyesinin gözlerimde yeniden can alacağını düşünmüyordum. Çok çok bir tokat atar bana diyordum. Atmadın. Her zaman olduğu gibi dilinle, yüreğinle, güzelliğine tarumar ettin beni. O kadar büyük, o kadar güzeldin ki… Gözyaşlarımı tutmam olası değildi. İçimden binlerce kahrettim kendime, böyle bir güzelliğe nasıl kıyabilirim diye intihar etmeyi düşündüm. Ne yazık ki o kadar da güçlü değildim. Birkaç kelime söylerim diyordum, hak verir bana. Vazgeçer benden. Hayatım boyunca yapabildiğim en basit şeyi yapamadım, konuşamadım. Söz vermiştin demiştin, vermiştim. Seni sonsuza dek seveceğime dair sözleri defalarca verdim. Seni terk ederken tutamadım sözümü demiştim. Tuttum gülüm, tuttum bebeğim. Yıllar geçtikten sonra anlıyorum bunu. Sonsuza dek sevecekmişim ben seni. Her gece uyumadan önce Allah’ım onu sonsuza kadar sevecek gücü ver bana demiştim, meğer kabul olmuş dualarım. Ama bu kadar çok acıya gebe olacağını düşünmemiştim bu sevginin. Damarlarımda oluk oluk hasretin dolaşacağını, oluk oluk mutsuzluk kanayacağımı bilmiyordum. Yıllar sonra yalnız evimde oturmuş kestane yiyor, seni düşlüyorum. Umutlarımız, oyunlarımız, kavgalarımız, öpüşmelerimiz, sevişmelerimiz geliyor aklıma. Ve kızımız. Hani yıllar sonra seni ben öldürmedim, annen öldürdü dediğim kızımız. Şimdi kabul ediyorum kestanem, kızımızı ben öldürdüm. Sen temizdin, saftın. Seni sevgimle yıkamıştım ben. Sevgimle bütün günahlarının üstünden geçmiştim. Senin sevginse beni azaltmaktan başka neye yaradı bir tanem? Kaldırabildim mi yüce sevgini? Hayır. Sen beni çok sevdikçe ben azaldım, eridim, bittim. Söylediğim sözler, yattığım kadınlar, yazdığım şiirler sonum oldu benim. Bazen ayrılmasaydık diyorum ne yapıyordum şimdi. Üniversiteye gitmezdim, İstanbul’a yerleşmezdim. Otururdum dizinin dibinde. Askerliğimi yapar, telli duvaklı düğünümüzü yapardım. Büyük ihtimalle şuan bu yazıyı yazmak yerine kızımızın saçlarını okşuyor olurdum. Bu kez ben yanılmışım bir tanem. Hayatımın ilk ve en acı kaybının mağlubiyetini yaşıyorum şuan. Uyutmuyorsun, yaşatmıyorsun, nefes aldırmıyorsun. Sırtımda milyarlarca bedduan var sanki. Gece yalnız odanda masana kapanıp ağladığın geliyor gözümün önünde. Allah belasını versin diyip milyonuncu kez intihar girişimin. Sonra kendince yalanlar söyleyip sanki hiç ayrılmamışız gibi geleceğini hayal edişin. Biliyorum kestanem. Sevginin dünyanın en yüce en büyük sevgisi olduğunun farkındayım. Bu yüzden tehlikeli bu yüzden bu kadar acı çekiyoruz işte. Sen şuan uyuyorsundur, rüyanda beni görüyorsundur eminim. Bense gurbette gözlerimde yaşlarla sana bu yazıyı yazıyor, ellerini, ayaklarını öptüğümü, saçlarını okşadığımı hayal ediyorum. Acımı tasvir edecek cümleleri bulamıyorum bir türlü sadece iyi ki sana aşığım diyebiliyorum bir tanem. Ve senin tutmadığın sandığım son sözümü diğer sözlerim gibi tuttum, tutuyorum ve tutacağım. Geri dönüşün imkansız olduğu bir yerde değiliz. Kaybolan 5-6 yıl olsun demeyeceğini biliyorum, geri dönsen bile hatalarımı, yanlışlarımı ve yaşattığım acıları vuracaksın yüzüme her gün bir kez daha bir kez daha. Değişmemişsindir. Hala kestane kestanedir gözlerin, hala dünyanın en güzel ellerine sahipsindir, hala bana nefret dolusundur. İntikam duygun geri döndüğüm gün yok edecek ikimizi. Senden özür de dilemeyeceğim. Bu günahın hepsi benim değil. Şairin dediği gibi ne “ne günah işlediysek yarı yarıya”. Ama hepsinden güzeli dönüp geçmişe baktığımda mazimde kanayan bir yara değilsin bebeğim. Güzel şeyler yaşamışız sonu kötü olsa da. Bu yazdıklarımın bir günah çıkarma veya geçmişe yolculuk olduğunu düşünme. Seni yeniden kendime aşık etme derdinde de değilim. Anıların ilk kez geceme çöktüğü bir gece de değil bu. Sadece sözümü tuttuğumu bil kestanem, sözümü tuttum.

Ahmet Çağrı Özsema

Bir Cevap Yazın