Kelimeler

Aşk, eski bir şarkıdır artık bir yanı ölüme kesmiş ruh-u memleketimde. Hiçbir şeyin efendisi değilim artık. Ne duygularım, ne aklım, ne bedenim itaat ediyor bana. Diyebilirim ki kurumuş bir çiçek tadında dağılmaya müsaittim.

Gözlerimden bir türlü silemediğim sen, artık hayal meyal bir yer ediniyorsun belleğimde. Usum senden uzaklaşmam için çekiştirdikçe bedenimi, kaybetmişim meğer seninle beraber aşk denilen mucizeyi yani benliğimi.

Aşk, otopark yapmak için yakılmış eski bir İstanbul yalısıdır artık duvarları acı tutmuş bekâr odamda.
Şu dört duvar kadar bile düşünemediğin için belki de beni, bu evi artık senden çok seviyorum dökülmüş sıvalarında tek bir anımız olmasa dahi.

Sen, tersten yaktığım son sigaram kadar büyük bir hayal kırıklığısın, son dakikada kaybedilen şampiyonluk, arkasından koşup yetişemediğim otobüs, son paramla aldığım yere düşen dondurmasın. O kadar önemlisin yani.

Bir o kadar önemsiz.

Ben, otobüste göz göze geldiğin utangaç delikanlıyım, yolda yürürken omzuna çarptığın yüzüne bakmadan özür dilediğin adam, vapurdayken el salladığın sahildeki yabancıyım, en sevdiğin televizyon programını izlerken gözünün takıldığı ön sıradaki yakışıklıyım, alo, yanlış numarayım artık senin için. O kadar değerliyim yani.

Bir o kadar değersiz.

Biz, yanlış yazıp sildiğim bir kelime artık. Bilgisayarımın geri dönüşüm kutusundan bile sildiğim asla geri getiremeyeceğim bir film. Biz dediğin(m) artık demediğimiz. Biz, bakkala sigara almak için verdiğin 5 ytl. Yüzlerce el değecek belki ama seninki asla.

Korku, her gece sarılıp uyuduğum hayallerim artık. Bir Hitchcock filmi kadar gerçek ve en az onun kadar yalan…

Şiir, bir daha asla dediğim… Onsuz asla…

Ve dünya, yeniden doğmamı bekleyen gebe bir annedir artık. Yeni bir başlangıç mümkün biliyorum her şeyden bilhassa senden uzakta…

Ahmet Çağrı Özsema

Ahmet Çağrı Özsema

Bir Cevap Yazın